Hasan Aslanoba:

“Önemli servetlerin üretmeyen insanlardan, dinamik ve dahi gençlerin eline geçtiği bir Türkiye hayal ediyorum.”

Son yıllarda internet yatırımları dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri Hasan Aslanoba.

Erikli Su’da CEO olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği başarılı çalışmalarla Erikli markasını Pazar lideri yapan Aslanoba, 2006’da Nestle Waters ortaklığıyla bu başarısını devam ettirdi. 2012’de yeni iş alanları yaratmak üzere ortaklıktan ve CEO’luktan kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra, tamamen internet tabanlı iş modellerine odaklanan Aslanoba’nın halihazırda yatırımı olan 63 şirketinin hisse değerleri ise 104 milyon dolar olarak tahmin ediliyor. Yatırımlarında para kazanmanın bir araç olduğunu, diğer yandan iyi eğitimli, vizyoner ve dahi girişimcilerle sürekli etkileşimde olmanın kendisini de geliştirdiğini belirten Aslanoba, Call Center Life’ın sorularını yanıtladı.

Erikli – Nestle Waters gibi alanında başarılı bir kuruluşun yöneticisi iken, sizi internet yatırımlarına yönelten faktörler nelerdi?

Nestle Waters ile ortaklığımıza mutlu bir evlilik demek doğru olur, ortağımla önemli bir sorun yaşamadım, işler de çok iyi gidiyordu, her zaman el üstünde tutuldum, büyük sevgi ve saygı gördüm. Yine de Nestle ortaklığından ayrılmak istedim. Bunun en önemli nedeni aynı işten sıkılmış olmam, çünkü aynı işi 23 senedir yapıyordum, yeni işler yaratmak, üretmek ihtiyacı içindeydim. Asıl motivasyonum başarının bir parçası olabilmek, eserler yaratan bir sanatçının tatminini yaşıyorum adeta. Çok sayıda başarılı şirket yaratmanın önemli bir parçası olmak güzel bir duygu. Aslında para kazanmak benim için bir araç, sadece daha fazla yatırım yapmamı sağlıyor. Diğer taraftan; genelde çok iyi eğitimli, vizyoner, dahi girişimciler ile sürekli etkileşimde olmak beni de çok geliştiriyor. Ben kendi tecrübelerimi aktarırken, eski ekonomiden gelmiş bir kişi olarak, yeni ekonomideki bu arkadaşlardan da sürekli yeni şeyler öğreniyorum. Türkiye’de interneti zıplatan adam olmayı önemli bir misyon olarak üstlendim, işin sosyal sorumluluk tarafı da bana çok keyif veriyor. Yatırımcı, girişimci, fikir lideri, konuşmacı ve mentor şapkaları taşıyorum. Geleceğin Türkiye’sinde önemli servetlerin hiçbir şey yapmayan, üretmeyen insanlardan; genç, dinamik, dahi gençlerin eline geçtiği bir Türkiye hayal ediyorum. Erikli’den çok iyi şartlarda ayrıldığım için elimde önemli finansal imkanlar oluştu; bu da tabi yüksek risk almamı sağladı. Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok internet şirketine yatırım yapmamın rasyonel nedenleri de var; Türkiye’de yeni ekonomideki fırsatlar çok fazla ve eski ekonomi alanlarında yatırımların getirisi bir hayli düşük. Büyük bir dijital dönüşüm yaşanıyor, eski ekonomi modelleri kökünden sarsılacak, bu durum geçici değil, mega bir trend. Firmaları ihya da edebilir, yok olmalarına da sebep olabilir. Türkiye’de her şey aslında daha çok yeni başlıyor, henüz bir şey görmedik; e-ticaretimizin toplam perakende içindeki payı halen %1.5 seviyesinde; bu oran özellikle mobilitenin etkisi ile hızla büyüyecektir.

Türkiye’de en fazla internet girişimine yatırım yapan isim olarak şu ana kadarki yatırımlarınızdan bahseder misiniz?

Yatırımlarıma 2012 sonunda başladım; özellikle 2013-2015 arasında çok yoğun yatırım yaptım. 2017 Temmuz sonu itibariyle, yurt içi ve yurt dışında toplamda 83 internet şirketine 77 milyon usd yatırım yaptım. Bu 83 yatırımım içinde 33 tanesi yurt dışında ve toplamda yurt dışı yatırım 7 m usd’yi buldu. Bu 83 şirketten 20 tanesi ya başarısız oldu ya da gelecek görmediğim için ben ayrıldım, şu anda portföyümde canlı olarak 63 şirket var, bu şirketlerdeki hisselerimin değerlerini ise yaklaşık 104 m usd olarak hesaplıyorum. Zaman geçtikçe, başarılı kalanlar değerlerini daha da arttırırken, başarısız olanlar ise portföyden elenmeye devam edecektir. Türkiye’deki yatırımlarından öne çıkanlar şunlar : Bitaksi, Modanisa, İninal, Vivense, Meal Box, Modacruz, Sinemia, Obilet, Insider, Düğün, BuldumBuldum, i-para, FırsatBuFırsat, DoktorSitesi, Kapgel, Webrazzi, Etohum, Hotel Runner, Hemen Kiralık, MobilOtoServis, Tapu, InfoDif. Yurt dışı yatırımlarımda öne çıkanlar ise; Lyft, Postmates, Shyp, Navdy, Tala, RealtyShares, Rinse, Connected2.me, Carbon Health, Arthena, Stellar, Mavrx, Stowaway, Flipps, Butterfleye, Roadster, Naytev, OneMonth.

Yatırımcı olarak sizi en çok heyecanlandıran girişimler hangileri oldu?

Bir yatırımcıyı en fazla heyecanlandıran aslında en başarılı giden yatırımlarıdır. yatırımcısı olabildiğim için gururlu ve mutluyum; keşke tüm yatırımlarım başarıya ulaşsa, ancak bunu dünyada başarabilen kimse yok, bu işte başarı ve başarısızlık kardeş gibi. Mobilite en büyük potansiyeli sunan alan olarak açık ara öne çıkıyor. Akıllı cep telefonların hayatımıza getirdiği büyük kolaylık ve gelişen mobil ödeme özellikleri artık işlemlerin mobil uygulamadan tamamlanmasını sağlıyor. Bu anlamda Bitaksi, Kapgel gibi mobile-on-demand iş modelleri çok heyecan verici, bu iş modelleri henüz yolun başındalar ve büyüme potansiyelleri çok yüksek. Modacruz, Webnak (kendi girişimim), Obilet gibi pazaryeri iş modellerini de çok seviyorum. Sonuçta, bir pazaryerini ilk kurma avantajını yakalarsanız, gelecekteki rakiplerinize karşı çok büyük bir üstünlük kurmuş olursunuz. Unutmayalim ki, Türkiye’de gerçekleşen en yüksek değerlemeli iki exit’in her ikisi de pazaryeri modelleridir; 2011’de GittiGidiyor exit’i 217 milyon dolar ile ve en son 2015’deki YemekSepeti exit’i de 589 milyon dolar ile rekor kırdı. Food-tech alanı da olmazsa olmazlarım arasında. Fast food yerine sağlıklı yemeklere, gıdalara duyulan ihtiyaç, Mealbox gibi “food-tech” iş modellerine büyük hız verecektir. Kendini farklılaştırabilen Modanisa, BuldumBuldum, Vivense gibi dikey e-ticaret işleri de her zaman favorim olmuştur. Örneğin, Modanisa global büyük bir başarı hikayesi yaratmaya başladı; muhafazakar kadın giyim dikeyinde, dünyanın en büyük e-ticaret şirketi konumuna yükseldi ve şu anda satışlarının %70’ini yurt dışına ihraç ediyor. Elbette, yapay zeka girişimlerinden bahsetmeden geçemem, çünkü geleceğin en büyük servetlerini yapay zeka şirketleri yaratacak, hatta insanlığın yönünü değiştirme gücü kazanacaklar. Özellikle yurtdışı gelişmelerini yakından takip ediyorum; bu alanda yurtdışında bir fona yatırım yaptım, şimdilik bu fon üzerinden yapay zeka girişimlerine yatırım yapmayı tercih ediyorum.

Yatırım yapacağınız projeyi seçerken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

Hasan Aslanoba

Kurucu ortakların yetkinliği kararıma çok etki eder. Ekibin bilgisi, tecrübesi, işe adanmışlığı, etik anlayışı ve motivasyonu son derece önemli. Sadece bugünü değil gelecekte işler büyüdüğünde de bu ağır yükü taşıyabilmeliler. Diğer önemli husus; ürün-pazar uyumunun (product-market fit) gerçekleşmiş olması; başka deyişle o işin tutmuş olması ve hızlı bir büyümenin var olması. Startup şirketlerde erken ve büyüme aşamalarında karlılık önemsenmez; en önemli husus hızlı büyümedir. Ulaşılacak büyük ölçeğin, pazar hakimiyeti ve karlılık da getireceği varsayılır; ki bu varsayım çoğu kez doğrudur. Çünkü startup’lar teknolojiyi çok iyi kullanarak işlerini ölçeklendirdikleri için, operasyonel yükleri geleneksel işlerde olduğu gibi, işlerin büyümesine paralel biçimde artmaz, ölçek sahibi olabilmek startup’lar için çok önemlidir. Bunu yaparken; büyük bir pazarda büyük bir sorunu çözüyor olması gerekir. İkna olabilmem için, müşterisinin problemini ve buna karşılık sunduğu çözümü iyi tarif edebilmeli. Ayrıca, iyi çalışan, UX’i (kullanıcı deneyimi) güzel bir ürün (web/app) görmek her zaman kararımı olumlu yönde destekler. Hedeflediği kategoride pazara ilk girmenin avantajına sahip olmalı. Yerleşik güçlü bir rakibi aynen taklit eden değil, farklı bir yaklaşımla, kendi kategorisini yaratan bir stratejisi olmalı. Fikir aşamasındaki projelerle neredeyse hiç ilgilenmiyorum. Ancak, bazen istisnalar çıkabilir : süper star bir ekip, süper bir fikir etrafında bir araya gelirse istisna yapabilirim. Yatırımlarıma ilk başladığımda, yaratıcı iş fikirlerinden fazla etkileniyordum ve bu durum kararlarıma gereğinden fazla etki ediyordu. Zaman içinde görmediğimiz, duymadığımız iş fikri kalmadı. Bu işte tecrübelendikçe, asıl değerli olanın, bir iş fikrini ortaya koymak değil, onu hayata geçirmek ve ivmelendirmek olduğunu anladım.

Yatırımcı yönünüz ağır bassa da aynı zamanda bir girişimcisiniz. Kendi girişiminiz Webnak’ı anlatır mısınız?

Lojistik alanda, kurucusu ve CEO’su olduğum Webnak girişimim var. Bu iş modeline kısaca “Online Nakliye Organizatörü” diyebiliriz. Yükünü taşıtmak isteyen şirketler için, Webnak uygulamamızda yük ilanı açıyoruz. Sahadaki Webnak üyesi kamyoncular, indirdikleri Webnak uygulamamız üzerinden bu ilanları görebiliyor  ve işi hemen alabiliyorlar. Teknolojimiz sayesinde, bir taşıma işini en uygun kamyoncu ile çok hızlı eşleştirebiliyoruz. Webnak üyesi binlerce kamyoncunun, uygulamamızın GPS takip özelliği sayesinde nerede olduğunu ve yük arayıp aramadığını biliyoruz. Ayrıca akıllı algoritmalar ile bir ilanı sadece müsait olan, konumu ve aracı uygun, ilgili kamyoncuya gösteriyoruz. Tüm fatura ve ödeme işlemleri üzerimizden geçiyor ve tüm sürece uçtan uca garantili ve sigortalı biçimde aracılık ediyoruz. Webnak’a üye olan kamyoncularımızı akıllı cep telefonu olanlardan seçiyoruz; sonuçta bize teklif verebilmek için uygulamamızı indirmeleri gerekiyor. Webnak kamyoncuları için, cep telefonları artık ekmek kapısı demek; bir tıkla en uygun işi kapabiliyorlar. Diğer tarafta ise, üye şirketler, en iyi fiyatlardan, en hızlı ve en güvenilir şekilde taşıma hizmeti bulabiliyorlar. Webnak işimizi, yatırımcısı olduğum Bitaksi işine çok benzetiyorum; ister yük taşıması, isterse insan taşıması olsun, mobil teknolojilerin kullanıldığı pazaryeri iş modellerini çok seviyorum.

Aslanoba Capital’in faaliyetlerinden bahseder misiniz?

Aslanoba Capital aslında sadece bir marka, arkasında bir fon şirketi yok, yatırımların %90’dan fazlasını şahsen yaptım, kalan kısmını ise Aslanoba A.Ş. üzerinden gerçekleştirdim. Aslanoba Capital, özellikle 2013-2015 yılları arasında, Türkiye’deki startup’lara yatırımlarda eko sisteme damga sını vurmuş durumda; öyle ki bu 3 yılda yapılan yatırımların %38’ini tek başıma yaptım. Aslanoba etkisi, yıllar itibariyle azalıyor olsa da, geçmişteki bu yüksek oranlar aslında eko-sistemimizin sağlıksızlığını gösteriyor; yani normalde kaynakların daha çeşitli ve toplam yatırım miktarlarının çok daha fazla olması gerekirdi. Yine rakamlarla konuşursak; dünyanın 18. büyük ekonomisi olan Türkiye’deki startup’lara, 2016 sermaye girişlerini (70 milyon usd) dünyadaki startup’lara 2016 sermaye girişleri (127 milyar usd) ile karşılaştırdığımızda, sadece onbinde 5 gibi çok yetersiz bir paya ulaşıyoruz. Yatırım yaptığım girişimlere ben ve ekibim çeşitli destekler veriyoruz. Bazı stratejik kararlarda mentorluk yapıyor ve kendi Networkumuzda olan kişilere ulaşmalarını sağlıyoruz. Girişimlerimizin işlerine karışmak şeklinde bir yaklaşımımız olmuyor; bizler kendi görüşlerimizi söyleriz, son karar ise her zaman kuruculara aittir. Biraz da yatırım miktarlarından söz etmek gerekirse; ilk yatırım yaptığımda genelde yüzde %10 ile %30 arasında hisse alıyorum; yatırım miktarları da çoğu kez 250.000 usd ile 1 milyon usd arasında gerçekleşiyor. Ancak, bazen devam eden ilave yatırımlardan dolayı tek bir şirkette dahi 5-6 milyon usd’ye kadar çıkabiliyorum.

İlerleyen zamanlarda yeni yatırım planlarınız neler?

İnternet yatırımlarıma çok yavaş biçimde devam ediyorum, sonuçta bütçe ve zaman kısıtlarım var; kendi girişimim Webnak’a ise daha fazla odaklanmış durumdayım. Mobilitenin sağladığı avantajlar özellikle lojistik alanında daha fazla keşfedilecek ve Webnak gibi B2B lojistik platformlar hızla yaygınlaşacaktır. İster insan, isterse yük taşınsın; lojistik platformlar mobilitenin ve paylaşım ekonomisinin nimetlerinden en fazla yararlanacak olanlar arasındadır. B2C tarafında da, özellikle, zamanı az ve beklemeye tahammülü olmayan yeni nesil tüketicilerden, mobile on-demand hizmetlere gelecek olan talep, bu iş modellerinin benzini olacaktır. Genel olarak dijital iş modelleri, geleneksel iş modellerini hızla değiştirmeye devam edecektir. Gereksiz aracıların ortadan kalktığı veya aracılık maliyetlerinin dramatik olarak aşağıya indiği deflasyonist etkileri görmeye devam edeceğiz. Özellikle, Fin-tech tarafında pozisyonumu biraz daha arttırmayı düşünebilirim. ABD’de LendingClub benzeri, fin-tech startup’larını da Türkiye’de görmeye başlayacağız. Ancak, finans sektöründeki dönüşümün hızında asıl belirleyici olan teknolojiden ziyade, regülasyonların değişimindeki hız olacaktır. Şehirleşme olgusu; beyaz yaka dediğimiz alım gücü yüksek, ancak zamanı dar çalışan kitlesini hızla arttırıyor. Bu demografik trend, online alışverişin getirdiği zaman tasarrufu, kolaylık, ucuzluk ve bol çeşidi keşfeden tüketicilerin sayısını arttırmaya devam edecektir. Özellikle, lokasyon bağımsız olmalarından dolayı, akıllı cep telefonların getirdiği ekstra kolaylık ve gelişen özellikler (daha büyük ekranlar ve geniş bantlar) alışverişin gittikçe mobil kanallardan tamamlanmasını sağlayacaktır. Özetle, bu alanlara ilgim yüksek ve bu yeni fırsatları radarımda tutmaya çalışıyorum.

Yatırım yaptığınız projeler içinde olumlu veya olumsuz anlamda öngörülerinizin ötesine geçip sizi çok şaşırtan biri oldu mu?

Girişimlerimizden belli isimleri vermek istemem ancak bir yatırımcı bu durumla olumlu veya olumsuz anlamda tabi ki karşılaşabilir. Sadece genel tecrübem şu şekilde; zaten iyi giden bir iş daha da iyi gitme eğiliminde olurken, kötü giden bir işin bu olumsuz trendi olumluya çevirmesi daha zor gerçekleşiyor.

E-ticaret sektörünün Türkiye’deki durumunu ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Önümüzdeki en az 30 yıl boyunca, e-ticaretin geleneksel ticaretten çok daha hızlı büyüyeceğine kesinlikle emin olabilirsiniz. Çalkantılı bir dönemden geçmemize ve çok yetersiz yatırımlara rağmen, Türkiye’de e-ticaretin son 3 senede ortalama yıllık büyüme hızı %35 civarında gerçekleşti; ancak Türkiye’de e-ticaretin toplam perakendeden aldığı pay sadece %1.5 olduğu için gideceği çok yolu var. Bu oranlar ABD, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkelerinde %10’ları aşmış durumda. Çünkü, internetin (mobilitenin gücünü de dahil ederek) çok önemli yapısal avantajları var. Internette bilgi; dijital süreçlerde rahatça akıyor, paylaşılıyor, ölçülüp analiz ediliyor, arama yapılıyor, kişiselleşiyor, lokalleşiyor, anında doğru ve anlamlı bilgiye ulaşmak mümkün oluyor. Tabi, bu özellikleri muazzam bir verimlilik yaratıyor. Bu verimli dijital ortamlarda, aracılara ya hiç ihtiyaç duyulmuyor veya aracılık maliyetleri çok dramatik düşüyor. Sonuçta, hayatımıza getirdiği kolaylıkların yanında, internet verimliliğinin ürün ve hizmetlerin fiyatlarına da deflasyonist bir etkisi oluyor. Alışverişin online tarafa kayması, aynı hızda özellikle AVM’leri etkilemeye devam edecektir. En fazla kaybedenler marka konumlandırmasını fiyat üzerine yapan AVM markaları olurken, lüks markalar şimdilik daha az etkilenecektir. Mobil ticaret ise, e-ticaretin lokomotifi oldu; artık mobil asıl kanal, web ise ikincil kanal haline geldi. Web büyük bir devrimdi, şimdi ise mobil devrim internetin gücüne çarpan etkisi yapıyor. Sırada ise yapay zeka var; adeta bir kasırga gibi geliyor, mevcut dijital iş modelleri bile, yapay zekanın gücü ile tekrar dönüşmek zorunda kalacak.

Webnak çağrı merkezinde hangi çalışmalar yürütülüyor?

Çağrı merkezinden tele-sales aramalari, hoş geldiniz aramasi, müşteri memnuniyeti anketleri , kampanya yönetimi, sosyal medya yönetimi ve şikayet yönetimi çalişmalarimizi yürütüyoruz. Çağrı Merkezleri yapay zeka devriminden fazlasıyla etkilenecek Çağrı merkezlerinin rolü e-ticaret sektöründe de yadsınamaz; pazarlama departmanlarının müşteriye dokunan en güçlü kanallarından biri olmaya devam edecektir. Özellikle 360 derece kampanyaların, öneri ve şikayet yönetimlerinin temel bir bileşenidir. Ancak, yapay zeka tabanlı chatbot’ların gelecekte çağrı merkezi çalışanlarının işlerini elinden alacağı çok konuşulmaya başlandı. Bu tartışmalar her gün yeni bir yapay zeka şirketinin ya da çözümünün ortaya çıktığı günümüzde, giderek de ikna edici olmaya başladı. Aslında bu risk, tüm beyaz yaka işlerin, yaklaşık yarısı için geçerli, ancak çağrı merkezleri emek yoğun ve rutin özellikleri ile, yapay zeka devriminden fazlasıyla etkilenecek gibi duruyor. Ayrıca, müşterilerin teknolojiye adapte olma sürelerinin kısalması ile, yapay zeka çözümlerini giderek kabul edeceği düşünülüyor. Elbette, geleceğe dair tüm bu tahminler, chatbot’ların müşteri deneyimini bozmayacağı, hatta geliştireceği varsayımına dayanmakta. Webnak olarak, kendi çağrı merkezimizde, geleneksel anlamda akla gelen işlevlerin pek çoğunu uyguluyoruz, CRM ve back-end yazılımlar ile desteklenen iyi bir teknolojiye sahibiz, ancak henüz chatbot çözümlere geçmedik; belki yakın gelecekte rutin işlerimizde deneyebiliriz.