B2B

Beşinci B2B Toplantısının konusu, Türkiye’deki yatırım ortamı ve kredi destekleri oldu.

IMI Conferences’ın çağrı merkezi sektöründeki hizmet planlamalarına daha stratejik çözümler sunmak amacıyla gerçekleştirdiği B2B toplantılarının beşincisi, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Koordinatörü Ahmet Cüneyt Selçuk ve Kredi Garanti Fonu (KGF) İstanbul Şube Müdürü Murat Gökçe’nin katılımıyla Swissotel’de gerçekleşti.

2016 yılında Perakende sektörünün ele alındığı ilk toplantıyı, çağrı merkezleri için yeni bir hizmet alanı oluşturan Enerji sektörü, sonrasında ise  tüm dünyada çağrı merkezlerinin de içine alarak devam eden BPO sürecinin sektöre etkilerinin konuşulduğu üçüncü toplantı takip etti. 2017 yılının ilk B2B toplantısında ise çağrı merkezi sektörünün temsilcileri MÜSİAD üyeleri ile bir araya geldi.

16 Ağustos tarihinde Avaya, AlbarakaTürk, Erişim, Etiya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Nixxis, SYS, Teleperformance’dan 15 yöneticinin katılımıyla gerçekleşen B2B Toplantısının konusu ise Türkiye’deki yatırım ortamı ve kredi destekleri oldu.

Gerek Türkiye pazarının yabancı yatırımcılar açısından cazip konumunu devam ettirmesi, gerekse yatırımda öncelikli bölgelerde istihdam yaratma potansiyeli bulunan çağrı merkezi sektöründe bu sürekliliğin sağlanabilmesi için yerli ve yabancı yatırımcıların teşvik edilmesi büyük önem taşıyor. Bu anlamda sektörün içinde bulunduğu durgunluğun aşılmasında önemli yer tutan yatırımlar ve teşvikler toplantı gündemini oluşturdu.

Yeni yatırımlara ve işbirliklerine rehberlik edecek iki kuruluşun temsilcilerinin çağrı merkezi yöneticileriyle buluştuğu toplantıda, yatırım stratejilerini şekillendirirken dikkat edilmesi gereken faktörler ele alındı.

En fazla yatırım finans ve sigorta sektöründe

Türkiye’deki yatırım teşvik sistemi ve çağrı merkezi sektörüne yapılan yatırımlara dair detayları katılımcılarla paylaşan Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Koordinatörü Ahmet Cüneyt Selçuk, uluslararası platformlarda ülkemizin yatırım olanaklarını anlatan Ajansın faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Ana faaliyet alanlarının Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancı yatırımcılara bilgi ve danışmanlık desteği vermek olduğunun altını çizen Selçuk, bir ülkeye uluslararası yatırımların yapılması için bir çok farklı sebep olabileceğini belirterek, yatırım kararlarından ülkemizi ülkemizi öne çıkaran 3 faktörü şöyle sıraladı: “Bulunduğu bölgeyle kıyaslandığında büyük ve genç bir nüfus yapısına sahip olması, stratejik konumu itibarıyla çevre pazarlara ihracat potansiyeli ve elverişli yatırım ortamı ülkeminizi yabancı yatırımlar açısından öne çıkaran faktörler. Şirket kurma olanakları anlamında birçok Avrupa ülkesinden çok daha iyi konumda olduğunu söyleyebiliriz.2002 -2003 yılların toplan doğrudan yatırım miktarı 500 milyar dolarken, 2007 yılında 2 trilyon dolara yaklaşarak rekor kırdı. Sonrasında ise küresel krizle birlikte düşüş eğilimine girdi. Günümüze kadar bazı yükselmeler olsa da 2008 yılı öncesindeki düzeye ulaşmadı. Geçtiğimiz yıl da bir önceki yıla yüzde 13’lük bir azalma yaşandı.

2016 yılında en fazla yatırım yapılan ülkeler listesine bakıldığında Türkiye’yi 20-25. sıralarda görüyoruz. Geçtiğimiz yıl 12 milyar dolar civarında bir yatırım aldık. Ülkemiz için ilk 20’yi hedefliyoruz. Türkiye’nin daha fazla yatırım çekebilmesi için Türkiye’deki firmaların birleşerek büyümesi, ve şeffaflık anlamında daha resmi bir işleyişe sahip olması gerekiyor.”

Türkiye’de yabancı sermayeli firma adedinin yaklaşık 52.700, en büyük yatırım alanının ise finans ve sigorta faaliyetleri olduğunu belirten Selçuk, çağrı merkezi sektörü için şunları söyledi: “Yatırımların niteliğine bakıldığında yabancı yatırımların ağırlıklı olarak satın alma yoluyla gelen yatırımlar olduğunu görüyoruz. Çağrı merkezi bir endüstriyel yatırım gibi değil. İmalat sektörüyle kıyaslandığında çok küçük yatırımlarla çağrı merkezi kurulabiliyor. Ancak buna karşılık istihdam anlamında sosyal faydası çok daha büyük bir yatırım olabiliyor. Bu nedenle çağrı merkezi yatırımlarında yatırım rakamlarından çok sektörün Türkiye’ye kazandırdıklarına odaklanmak gerekiyor.

Türkiye’nin çağrı merkezi ihracatı anlamındaki rekabet gücünü değerlendiren Selçuk; Türkiye’de yatırımların önündeki en önemli engelin yabancı dil sorunu oluğunu belirterek, İngilizce için Hindistan gibi bir pazarla rekabet etmemizin çok zor olduğunu ancak, Almanca ve Hollandaca gibi dillerdeki avantajın iyi değerlendirilmesiyle bu pazarlar için önemli bir hizmet ihracatçısı olmanın mümkün olduğunu söyledi.

“Yatırımların desteklenmesi için maliyeti düşük uzun vadeli kredi kaynakları oluşturulmalı”

Kredi Garanti Fonu İstanbul Şube Müdürü Murat Gökçe ise yatırımcılar için kredi kullanımında kefalet sağlayan KGF’ye dair bilgiler paylaştı. Özellikle son yıllardaki kefalet hacmi dikkate alındığında KGF’nin, dünyanın en büyük kredi kuruluşu olduğunu vurgulayan Gökçe,% 29 TOBB, %29 KOSGEB ve %yüzde 42 oranında bankaların oluşturduğu bir ortaklık yapısı bulunan KGF’nin kredi sağlayan bir finans kuruluşu olmadığını sadece kefalet desteği sağladığına  dikkat çekti.

KGF’nin yapısı, faaliyetleri ve kefalet koşullarına dair bilgiler paylaşan Gökçe şunları söyledi: “Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de işletmelerin yaklaşık %99.8’ini KOBİ’ler oluşturmaktadır. Ülkemizin küresel ekonomik sisteminde güçlü bir rol üstlenebilmesi için KOBİ’lerin, rekabet gücü artırılmalı, verimlilikleri yükseltilmeli,  uluslararası piyasalarla entegrasyon süreçleri doğru stratejilerle desteklenmeli,  yatırım, üretim ve pazarlama alanında teknik bilgi ve danışmanlık hizmetleri sağlanmalı, yatırımların desteklenmesi için maliyeti düşük uzun vadeli kredi kaynakları oluşturulmalıdır.

Teminat yetersizliği olan firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla, küçük ve orta ölçekli İşletmeler İçin kurulan KGF 35 il ve 40 şubede 180 personelle hizmet veriyor. Biz kefalet veren kuruluş olarak, krediyi veren kuruluşun da elini taşın altına koymasını sağlamak için çoğunlukla yüzde yüz kefil olmuyoruz. KOBİ’ler için %90, KOBİ dışı firmalar için %85 kefil oluyoruz. Tüm dünyada sistem bu şekilde ilerliyor. Hatta bazı ülkelerede % 60 gibi düşük kefalet oranları söz konusu. Geri kalan kısmı krediyi veren finans kuruluşunca üstleniliyor. KGF verilen kefalet üzerinden cüzi bir komisyon alıyor. KGF’nin hazine garantili kefalet grafiğine bakıldığından özellilkle 2017 yılı itibarıyla verilen kefaletlerde büyük artış yaşandığı görülüyor. En büyük sıçramayı ise ikinci çeyrek itibarıyla yapan KGF, bu süre içinde 162 milyar TL kredi hacmi oluşturduğu görülüyor.”