Callart Müşteri Hizmetleri Genel Müdürü Sevda Güzel Kabaklı “KİTAPÇILARDA SAATLERİMİ GEÇİREBİLİRİM”

Sevda Güzel, 2012 yılında  üç kişiyle kurdukları Callart çağrı merkezini, bugün 350 kişilik büyük bir aileye dönüştüren genç bir yönetici. Bunun uzun uğraşlar gerektiren zor bir süreç olduğunu belirten Sevda Güzel, şimdi emeklerinin karşılığını almış olmanın keyfini yaşıyor. İş dışında kalan zamanlarında ise kendisine vakit ayırmayı ve sevdikleriyle zaman geçirmeyi ihmal etmiyor.

On beş  yıldır çağrı merkezi sektörünün içinde olan Sevda Güzel, iş hayatına ve hobilerine yönelik sorularımızı yanıtladı.

Kendinize  nasıl vakit ayırıyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?

On beş yıllık iş hayatımda, dört firmada çalıştım. Biri dışında diğer firmalarda kurulum süreçlerinde  görev aldım.

Callart çağrı merkezini 2012 yılında kurduk. 2012 yılında  üç kişiydik. Şimdi üç yüz elli kişiyiz.  Üç kişiden üç yüz elli rakamlarına ulaşmak için  ilk bir yıl ortalama  13-14 saatlik bir mesaim oldu.

İnsan, teknoloji ve finans başlıkları altında birçok çalışmayı yapmak keyifli idi ancak kolay olmadı.

Şimdi ise daha sakin bir çalışma hayatım var. Doğru takımı  kurduğuma inanıyorum. Takım çalışıyor, ben ise firmamızı  karlı olarak büyütüp daha fazla insana iş imkanı sunma konusuna odaklanıyorum. İş dışında kalan zamanım da ise arkadaşlarımla ve çocuklarla birlikte vakit geçirmeyi, tiyatroya gitmeyi, kitap okumayı, gezmeyi, gönüllü olarak insanlara destek olmayı, yemek yapmayı –yemeyi, film seyretmeyi seviyorum.

Tipik bir haftanız nasıl geçiyor? Haftalık planlamanızı nasıl oluşturuyorsunuz?

Haftanın ilk günü tüm şirket departmanlarını ziyaret ediyorum. Haftaya başlamadan önce, hafta sonları nerelere gitmişler, neler yemişler  vb.  kısa sohbetler ediyoruz. Haftaya başlarken iş ile ilgili bir desteğe ihtiyaçları olup olmadığını soruyorum.  Yaptığımız düzenli toplantılarımız oluyor. Bu toplantılar operasyon, satış, finans, insan kaynakları ve bilgi teknoloji bölümleri ile yapıyorum. Toplantılarımızda  aldığımız kararları takip ediyoruz. Satış birimimiz ile birlikte müşteri ziyaretlerine gidiyorum. Fuarları takip ediyorum. Çağrı merkezi ve teknoloji etkinliklerine katılıyorum.

Bize “başarı”yı tarif eder misiniz? İş ve sosyal yaşamdaki başarının sırrı nedir?

Başarı; kişiye, zamana, ülkelere  ve  şartlara  göre değişir. Kişinin kendini gerçekleştirmesi ve kendi ayaklarının üzerinde durması olarak tanımlayabilirim.

İş konusunda gelince, işler şimdilik insanlar ile yapılıyor.  İnsanlar ile iyi bir iş ilişkisinde olmak, iyi geçinmek ve uyumlu olabilmek önemli.  Günün sonunda bu duygular içinde iş yapabilmek ya da yaptırabilmek başarıdır.

Sosyal yaşamımızı  ailelerimiz, arkadaşlarımız, çocuklarımız, tanıdıklarımız, oluşturuyor. İş dışında kısıtlı bir zamanımız var.  Bu nedenle bu zamanı kendimiz gibi olabildiğimiz kişilerle geçirmenin ruhumuza iyi geleceğini düşünüyorum. Birçoğumuz, “insanlar bizim için ne der” kaygısı yaşıyoruz. Hayat bu kaygılar için kısa.

Daha çok ne tür kitaplar okumayı seviyorsunuz?

Kitap satan mekanlarda saatlerimi geçirebilirim. Bana huzur veriyor. Yeni bir şeyler öğrenmek beni heyecanlandırıyor.  Okumak için doğru kitapları bulmalı, doğru kitabı bulmak için doğru yazarları bulmalıyız. Ben çoğunlukla, polisiye, kişisel gelişim, biyografi, ekonomi gibi kitapları okumayı seviyorum.

Yemek konusundaki eğilimlerinizi belirleyen faktörler neler?

Yemek konusunda eşimle bir mücadele içindeyiz. Ben daha çok et yemeklerini seviyorum. Eşim ise zeytinyağlı yemekleri seviyor. Haftanın en az üç günü evde yemek pişiriyorum.

Mutfakta yemek pişmesi bereketi artırır. Güzel kokular insanı mutlu eder. Türk mutfağının çok zengin. Öncelikle layığı ile annelerimizin bize yaptığı yemekleri yapmaya çalışıyorum.

Dünya mutfaklarını çok takip ettiğim söylenmez. Seyahatlere gittiğimizde azar azar tatlarına bakıyorum. Ancak kendi mutfağımıza sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.

Arkadaşlarınızla vakit geçirmeyi sever misiniz? Neler yaparsınız genelde?

Arkadaşlarımla gezmekten, sohbet etmekten çok keyif alıyorum. Hele ki arkadaşlarınızla gülmekten gözleriniz yaşarıyorsa!!

Mekan olarak huzur veren yerleri tercih ediyoruz. Şömine, hafif müzik, koşuşturma olmadan içinde bulunduğunuz anı hazmederek. Bazen de iki gün sonra kalkıp Karadeniz turu yapabiliyoruz.

 Seyahat tercihleriniz genel olarak nasıldır?

Bence evimiz olan Dünya’da her yer görülmeyi hak ediyor. Zamanımız, koşullarımız uyduğu sürece seyahat ediyoruz. Daha çok  yeşil aşığıyım. Yaylaları, ormanı ve temiz havayı seviyorum. Sonra benim için deniz  geliyor.

Şu ana kadar yaptığınız seyahatleriniz arasında sizi en çok etkileyen hangisiydi. Neden?

Eşile evlendiğimiz Makedonya Üsküp ve Ohrid gezisi. Türkiye’de evlenmeye karar verip Türkiye Cumhuriyeti Üsküp elçiliğinde evet dedik. Unutamayacağımız zamanlar yaşadık. Şahitlerimizi Türkiye’den facebooktan bir tanıdığımız aracılığı ile bulduk. İkinci şahidimizle nikâhımıza yarım saat kala buluşabildik. Çocuklarımıza anlatacağımız bir hikayemiz oldu.

Tatillerde işten uzak kalmak mı, ulaşılabilir olmak mı tercihiniz?

Tatillerde olabildiğince çalışma arkadaşlarımı aramam. Beni aradıklarında ise ihtiyaçları olduğunu bilirim.

Gerçekleştirmeyi çok istediğiniz ancak fırsat bulamadığınız “keşke yapsaydım” dediğiniz bir şey  var mı?

Keşkelerim olmadı. Geçmişe baktığımda, iyisi ile kötüsü ile yaşanan her şeyin sonucunda şimdiki halim var.  İyi ki olmuş diyorum. Önüme bakıyorum.

Bireysel gelişiminiz için neler yapıyorsunuz? Sektörün genç çalışanları için  en önemli tavsiyeleriniz neler olur?

Kitap okuyorum. Okuduğum kitaplar bazen zamanın ötesine bazen de gerisini götürüyor. Takip ettiğim uzmanlar var. Yeni iş fikirlerini takip ediyorum. İçinde olabileceğim bir proje varsa dinliyorum destekliyorum.

Genç arkadaşlarıma öncelikle sahip oldukları her şeyin kıymetini bilmelerini söyleyebilirim. Sahip olamadıklarına üzülmesinler. Sahip oldukları ile mutlu olsunlar. Yaptıkları işi merak etsinler, öğrenmeyi sevsinler, odaklansınlar.

Deneyimli olarak bizler gençleri dinleyelim