Endüstri 4.0 vs. Toplum 5.0

 

Yapay Zekâ teknolojisiyle, aralarında veri alış verişi yapabilen, bu verileri analiz ederek ihtiyaçları belirleyebilen akıllı makinelerin daha kaliteli, ucuz ve hızlı üretim yapabilmesi ve bu sürecin yarattığı Endüstri 4.0, sadece üretim süreçlerinde değil, akıllı şehir ve akıllı ev uygulamaları başta olmak üzere hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaya başladı.

Üretimin yanı sıra, sağlık, finans, altyapı gibi birçok alanı etkileyecek olan bu dönüşüm bazı endişeleri de beraberinde getirdi. Geleceğin iş kollarında insanın yerini robotların alması ve bu durumun muhtemel sonuçları en çok tartışılan konular arasında yer alıyor.

Giderek artan otomasyonun beraberinde getirdiği istihdam endişesine karşı, tam tersi etki de savunulan tezler arasında. Bu süreçlerin planlanması ve elde edilen verilerin yönetimi için akıllı bir işgücü ve toplum gereksinimi, Toplum 5.0 yaklaşımının temelini oluşturuyor.

Çözüm, insan ve yapay zeka entegrasyonu mu?

2017 yılında gerçekleştirilen CeBIT fuarı kapsamında, Toplum 5.0 kavramı Japonya tarafından geniş kitlelere duyuruldu . “Teknoloji, toplumlar tarafından bir tehdit olarak değil, bir yardımcı olarak algılanmalı” görüşü üzerine inşa edilen bu yaklaşım, insanlık ve teknolojinin entegre olduğu süper akıllı topluma işaret ediyor. Süper akıllı toplumun ise, bu dönüşümün sunduğu avantajlardan faydalanabilecek gerekli bilgi ve becerilerle donatılmış olması bekleniyor.

Robotik süreçlerin ve yapay zekanın ekonomik ve toplumsal olarak yaygınlaşacak olan kullanımı, herkes tarafından anlaşılıp yetkin şekilde kullanılmaları gerekli kılacak. İşte bu noktada bu devrimi anlayıp, kazandığı yetkinlikle hayata değer katacak insanlardan oluşan bir toplum öngörülüyor.

Özetle Toplum 5.0, teknolojik gücü doğru yönetecek akıllı toplumun gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan bir felsefe olarak tanımlanıyor.

Toplum 5.0, endüstri 4.0 çağına bireysel ve toplumsal olarak adapte olmak için rehberlik sunuyor. Toplum 5.0 ile birlikte robotlar karşısında insan istihdamının azalması değil, uzmanlık alanlarının nitelik değiştirmesi söz konusu. Dolayısıyla dördüncü sanayi devriminin yeniliklerini hem farklı sektörlere hem de sosyal hayata dahil edebilen bir toplum oluşturmak amaçlanıyor.

Çağrı merkezinde istihdamın niceliği değil, niteliği değişecek.

Endüstri 4.0, hayatın her alanında etkisini gösterdiği gibi Çağrı Merkezi alanında da etkisini gösteriyor. Dördüncü sanayi devriminin Çağrı Merkezleri üzerindeki yansımaları, sanal gerçeklik, yapay zeka, sesli tanıma sistemi, IVR, Web Chat, Chat Bot ve Konuşma/Duygu Analitiği olarak karşımıza çıkıyor.

Müşterilerle kurulan en önemli temas noktası niteliğindeki çağrı merkezleri de bu süreci yakından takip eden sektörler arasında yer alıyor. Sunulan hizmetin niteliğini derinden etkilemesi bir yana, çağrı merkezleri gibi hizmet odaklı bir sektörde otomasyonun istihdama etkileri tartışılıyor.

Sektör temsilcilerinin bu konudaki görüşleri ise Toplum 5.0 yaklaşımını destekler nitelikte. Robotik platformların iş süreçlerine kalite katmak konusunda insan faktörüne yardımcı olacağı ve müşteri ile kurulan etkileşimde tek başına yeterli olmadığı görüşü ağırlıkta.

Ayrıca yapay zekanın istihdamı azaltmak yerine, bu süreçlerin geliştirilmesi, yönetimi ve planlamasına yönelik yeni iş kolları yaratarak istihdam niteliğini dönüştüreceği düşünülüyor.