Hobi

“ŞU AN TEK HOBİM ÇOCUĞUM”

Yoğun iş temposunda hobilerine yeterince vakit ayıramadığını ancak oğlunun dünyaya gelmesiyle birlikte çocuklara karşı bakış açısının tamamen yeni bir boyut kazandığını ifade eden Avaya Genel Müdürü Ayşe Kılıçaslan ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Kendisine ayırabildiği sınırlı süreyi oğluyla birlikte geçirmeyi tercih eden, fırsat buldukça da soluğu arkadaşının pasta atölyesinde alan Kılıçaslan, kendisini henüz bu konuda çok yeterli bulmasa da, amatör olarak uğraştığı pasta yapımının tekniklerini ve dinlendirici etkisini gözleri parlayarak anlattı.

Sohbetimiz sırasında, son dönemlerde görülme sıklığı artan ve tüm çabalara rağmen göz ardı edilen Otizm’e de dikkat çeken Ayşe Kılıçaslan, bu konuya dair hassasiyetinin artmasında büyük etkisi olan, KOÇDER ve faaliyetlerine dair önemli bilgiler paylaştı.

Kendinize ayırdığınız zamanlarda neler yapıyorsunuz?

Kendime çok fazla vakit ayırabildiğimi söyleyemem. İş seyahatlerimde bile gezmem mümkün olmuyor. Eskiden en azından Amerika gibi uzak mesafelerde bu kadar yol kat etmişken gezeyim diye düşünürdüm. Şu an mümkün değil. Sadece birkaç dakika fotoğraf arası verebiliyoruz. Bu sayede sosyal medyadaki arkadaşlar çok gezdiğimizi düşünüyor.

Aslında Mali Müşavir olan bir komşum, kafasını dinlemek için işini bıraktı. Ardından pasta yapımı konusundaki yeteneğini değerlendirip evden bu işi yapmaya başladı. Sonrasında bir atölye açtılar. Ben de ona yardım etmek istedim. Bu konularda çok yetenekli olduğumu söyleyemem. Ama muhteşem bir deşarj yöntemi.  Bu nedenle yoğun oldukları dönemlerde hem onlara destek olmak için hem de beni çok dinlendirdiği için gönüllü işçi olarak çalışıyorum orada. Bu işe daha fazla vakit ayırabilmeyi çok isterdim.

Bazen yoğun çalışan insanların yeteneklerini keşfetmek için yeterince zamanı olmayabiliyor.

Hobi konusu benim için oğlumdan öncesi ve sonrası oldu. Şu an tek hobim çocuğum diyebilirim. Çalışan bir annesi olduğunu hissettirmemek için elimden geldiğince ona vakit ayırmaya çalışıyorum. Zaten iş hayatı oldukça yoğun, bir de hobilerim nedeniyle bu yoksunluğu yaşamasını istemiyorum.

Bazen pasta atölyesine Kaan’ı da götürüyorum. Orada birlikte vakit geçiriyoruz. Oğlumun bakımıyla ilgili konularda mümkün olduğunca destek almamaya gayret ediyorum. Yardımcımız var ama elimden geldiği kadar ben ilgilenmeye çalışıyorum. Böyle küçük detayların çocuğun aklında kalmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

KOCDER‘le tanışmanız nasıl oldu? Biraz KOÇDER’den bahseder misiniz?

KOÇDER, eşimin kuzeninin kurduğu bir dernek.  Bundan 20 yıl önce otizmin adının bile çok bilinmediği bir dönemdi. Onlar böyle bir dönemde Otizmi öğrendiler, araştırdılar ve bugün otistik çocukları olan 70 ailenin yer aldığı Kocaeli Otizm Derneğini kurdular. Derneğe üye olmayan ailelere de psikolojik destek vermeyi  ve bilinçlendirmeyi amaçlıyorlar.

Aslında odaklandıkları konu orta ve ağır otizmli çocukların ailelerine destek olmak. Hafif seviyede olanlar zaten okula gidebiliyor, özel eğitimle kolaylıkla hayata dahil olabiliyorlar.

Otizm, eskiden bin çocukta bir görülürken bu oran giderek düştü ve günümüzde oran 60 çocukta bir gibi çok ciddi bir rakama ulaştı. Bu nedenle devlet düzeyinde de bir proje olarak ele alınması gereken bir konu. Çünkü Türkiye’deki İnsan Kaynağını doğrudan etkiliyor. Çocuğun yanı sıra, çocuğa bakan aileyi de etkiliyor.

Ağır ve orta düzeydeki  otizmli çocukların hayata atılabilmesi zor. Bu aşamada önemli olan aileye destek olabilmek. Ancak otizmli çocukların yüzde otuzu hafif versiyon. Eğer bu durum 3 ve 5 yaş arası keşfedilebilirse rahatlıkla tedavi edilebiliyor ve erken teşhisle eğitilip hayata atılması sağlanabiliyor. Çok zeki olmaları nedeniyle çok başarılı da olabiliyorlar. Örneğin Einstain’in altı değişik otizmi olduğu biliniyor.

Bizim hedefimiz de hafif düzeydekilerin hayata kazandırılabilmesi için erken teşhis konusunda bilinçlendirmek, diğer seviyeler için ailelere destek olmak.

Otizm nasıl bir süreç izliyor?

Çocuk 3 yaşına kadar normal bir gelişim gösteriyor. Tam konuşma çağına geldiğinde, konuşmamaya ve kendi içine kapanmaya başlıyor. Aileler “kabullenmeme” nedeniyle o dönemi kaybedebiliyor ve erken teşhis olanağını kaçırmış oluyorlar. Çoğunlukla çocuğun geç konuşmasını  olağan bir durum olarak karşılıyorlar ve kabullenmiyorlar.

En acısı, ebeveynlerden birinin kabullenememe nedeniyle evini terk etmesi durumuyla karşılaşılabiliyor. Bu durum çoğunlukla babalarda görülüyor. Aileler parçalanıyor. Bu durumda çocuk da tamamen kaybediliyor.

Diğer yandan çok başarılı olmuş örneklere de tanık oluyoruz. Matematikte müzikte veya farklı alanlarda çok başarılı olmuş çocuklar var.

En önemli dönemi okul öncesi çağa denk geldiği için, özellikle çalışan anne babaysa bunu anlayabilmek pek mümkün değil. Bu nedenle o dönemin önemine dikkat çekmek açısından önemli bir girişim.

Otizmin en önemli belirtileri nedir? Nelere dikkat etmek gerekir?

En belirgin belirtisi, göz kontağı kurabilme yetisini kaybetmesi. Bunun dışında parmak ucunda yürüme, anlamsız oyunlar kurma, hedefine uygun oyunlar oynamama, seslenildiğinde bakmamak gibi belirtileri var. Ancak otistik olması bu belirtilerin hepsinin aynı anda olması gerektiği anlamına gelmiyor. Bunlardan biri varsa otizmin göstergesi olabiliyor.

KOÇDER’in sizde yarattığı bu bilinç hayatınızı nasıl etkiledi?

Anne olmadan önce çocuklara karşı bir hassasiyetim hiç yoktu. Ancak anne olduktan sonra insanın bakış açısı tamamen değişiyor.  KOÇDER’le birlikte özellikle gelişim problemi olan ve özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara karşı farklı bir algım oluştu.

Karşılaştığım şüpheli durumlarda gerekli uyarıyı yapma ihtiyacı hissediyorum. Bunu ailelere söyleyebilmek kolay değil elbette ailenin tepkilerini de umursamıyorum artık. Belki çocuğun kurtarılmasında bir katkım olur, belki de çocuk gayet normal ama şüphelendiğim durumlarda bunu söylemeyi görev ediniyorum ve bu riski atlamak istemiyorum.

Eşim de bu dernek adına maratonlara ve triatlonlara katılıyor.

KOÇDER Hakkında

Tek başlarına mücadele eden 8 ailenin, güç birliği yapmak amacıyla bir araya gelerek, 2009 tarihinde kurdukları KOÇDER (Kocaeli Otistik Çocuklar Derneği) Şu anda otizmin toplumda farkındalığının artırılması, otistik bireylerin topluma kazandırılması, Birey olarak vatandaşlık haklarının elde edilmesi ile ilgili olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Aynı zamanda Otizm Platformu üyesi olan KOÇDER, Sivil Toplum Kuruluşları – Devlet – Toplum işbirliği ile sorunların çözümü konusunda uğraş verilmesini sağlamak konusunda yoğun çalışmalar yürütüyor.

Otizm Nedir?                                       

Otizm, doğuştan gelen, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından kaynaklandığı kabul edilen, karmaşık, nörolojik tabanlı bir bozukluktur. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek kişinin kendi iç dünyası ile baş başa kalmasına yol açan Otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak bireylerin sosyal iletişim ve davranışlarını olumsuz etkiliyor.

Otizm, günümüzde en sık rastlanan gelişimsel bozukluklar arasında yer alıyor. Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmamasına rağmen, 1/150 oranı ile yaklaşık 450.000 otizmli birey bulunuyor. Erkeklerde görülme sıklığı kızlardan 3–4 kat daha fazla. Bir diğer bilgiye göre de dünya da bu yıl, şeker, kanser ve AIDS dâhil olmak üzere birçok hastalıktan daha fazla sayıda “otizm teşhisi” alınması öngörülmektedir.

Otizmin bugün için kabul edilen en önemli tedavisi, erken yaşta verilmeye başlanan yoğunlaştırılmış ve bireyselleştirilmiş özel eğitimdir. Ülkemizde otistik çocukların eğitim alabilecekleri okulların ve eğitmenlerin yetersiz olması aşılması gereken en önemli konuların başında geliyor. Ayrıca, toplumsal hoşgörü eksikliği ve bilgisizlikler, otistik çocuk ailelerinin çocuklarıyla birlikte dışlanmalarına ve anti-sosyal koşulların içine itilerek, evlerine kapanmalarına neden oluyor.