Konuk Yazar

Yoğun ve Stresli Ofis Temposunda Sağlıklı Beslenme Tüyoları

Adrese teslim diyet yemeklerle özellikle çalışanların beslenme sorunlarına kişiye özel çözümler sunan Otuz6Beden’in Beslenme ve Diyet Uzmanı Kübra Koç, çağrı merkezi çalışanları için sağlıklı beslenme tüyolarını paylaştı.

Çağrı merkezi çalışanlarının, sürekli oturarak çalışmak, hareketsiz iş yaşamı, ve ofis içinde tüketilen sağlıksız öğünler nedeni ile obeziteye ve beraberinde getirdiği rahatsızlıklara yakalanma oranı yüksektir. Bu yüzden kilo almadan, sağlıklı bir şekilde yaşamak için dikkat edilmesi gereken noktalar vardır.

  1. Kural: Güne mutlaka su içerek başlayın. Gece boyunca düşük seyreden metabolizma hızınızı yükseltmek için yapacağınız en güzel iş, uyanır uyanmaz içeceğiniz büyük bir bardak sudur.
  2. Kural: Su içmeye gün boyunca devam edin. Kişiden kişiye farklılık göstermekle beraber ortalama 2,5-3 litre su içmek hem metabolizma hızını arttırır, hem kan dolaşımınızı düzenler, hem de yağ yakımını kolaylaştırır.
  3. Kural: 3 ana öğün, 3-4 ara öğün beslenin. Çoğunlukla en sık yapılan yanlışlardan bir de öğün atlamaktır. Öğün atlamak kan şekerinin düşmesine neden olacağı gibi diğer öğünde gereğinden fazla yemek tüketilmesine de neden olur. Bu nedenle beslenmeyi 3 ana öğün ve 3-4 ara öğün olarak planlamalıyız. Ara öğünlerde yenecek meyve, yoğurt, süt gibi besinler kan şekerini dengeleyecek, gün boyu yavaşlayan metabolizmayı da hızlandıracaktır. Öğün aralarında 2-3 saat olmasına dikkat etmelisiniz.
  4. Kural: Kahvaltısız asla! Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlayın. Yumurta, peynir, tam buğday ekmeği ve çiğ sebzeler ile hazırlanmış bir kahvaltı güne zinde başlamanıza yardımcı olur. Aynı zamanda protein, omega 3 ve antioksidanlardan zengin beslendiğiniz için konsantrasyonunuz artar. Poğaça, börek, açma, simit gibi yüksek karbonhidrat içeren gıdalar ile kahvaltınızı geçiştirmemelisiniz. Bu besinler uyku ve yorgunluk hissi yaratacağı gibi fazla yağ ve enerji alımına da neden olur. Ve yağ kütleniz artar.
  5. Kural: Tuza dikkat! Fazla tuzlu beslenmek vücudunuzda su tutulmasına neden olur ve bedeninizde şişlik hissedersiniz. İleride yüksek tansiyon sorunu yaşama riskinizi arttırırsınız.
  6. Kural: Sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edin. Tüketeceğiniz besinler ızgara, fırında, buğulama veya haşlama olarak pişirilmelidir. Bol yağda hazırlanmış yiyeceklerden, kızartmalardan uzak durmak, kalbinizi korumak için atacağınız en büyük adım. Tabağınızda mutlaka sebze yemekleri, salata, bulgur pilavı gibi tam tahıllar ve az yağlı et, balık veya kurubaklagillere yer vermeye çalışın. Ek olarak yoğurt, ayran, cacık gibi süt grubu besinleri de almayı ihmal etmeyin. Öğle yemeklerine bir kase çorba ile başlamak doygunluk gelişmesini sağlayacağı gibi öğün içinde daha fazla besin tüketmenizi de engeller.
  7. Kural: Baştacımız baharatlar! Acı kırmızıbiber başta olmak üzere birçok baharatın metabolizmayı hızlandırıcı etkisi vardır. Zerdeçal, zencefil, tarçın, karabiber gibi baharatlardan günlük yaşamınızda yararlanmayı deneyin. Yemeklere, salatalara, süt ve yoğurda ekleyeceğiniz çeşitli baharatlarla metabolizmanıza destek olabilirsiniz.Yağ yakımını hızlandıracak bir tüyo!1 su bardağı yoğurt

    İçerisine;

    1 çay kaşığı zerdeçal

    yarım çay kaşığı karabiber

    yarım çay kaşığı toz zencefil

    yarım çay kaşığı tarçın

    1 tatlı kaşığı kara üzüm çekirdeği

    1 tatlı kaşığı keten tohumu

    1 tatlı kaşığı sızma zeytin yağı

    Ekleyip karıştırın, Ara öğün vaktinde tüketebilirsiniz.

     

  8. Kural: Hareket! Hareket! Hareket! Kalp damar sağlığı ve diyabet riskini en aza indirmek için ve metabolizmayı hızlandırıp, yağ yakımını arttırmak için günde mutlaka en az 30 dk (haftada en az 200 dk) yürüyüş yapmak gereklidir.
  9. Kural: Basit rafine şekerden uzak durun. Dışarıdan getirilen tatlı, baklava, yaş pasta, çikolata gibi şeker ve yağ oranı yüksek yiyeceklerden, ne kadar zor olduğunu bilsek de, uzak durmalısınız. Bu yiyecekler size yağ ve kalori aldıracağı gibi gün içerisinde de daha fazla acıkmanıza neden olacaktır. Kan şekerini düşürerek fazla yemek yeme isteğinizi artıracaktır.
  10. Kural: Probiyotik ve Prebiyotik tüketimini arttırın. Günümüzde en sık karşılaştığımız sorunlardan biri de, hareketsiz yaşamın beraberinde getirdiği bağırsak problemleridir. Probiyotikler bağırsaklarımızda yaşayan bizlere koşulsuz fayda sağlayan dost canlılardır. Kan şekerini, kolesterolü düzenlemek, hazmı kolaylaştırmak, kilo kontrolünü sağlamak gibi pek çok önemli işlevi üstlen Bu bakterileri dışardan daha fazla kazanmak, sayılarını mümkün olduğu kadar çoğaltmak çok önemlidir. Bu nedenle; Evde mayalanmış yoğurt, Probiyotikli yoğurt, Kefir, Ayran, Peynir, Boza, Tarhana, Şalgam suyu gibi besinler sıklıkla tüketilmelidir. Prebiyotikler ise bu dost bakterilerin besin kaynağıdır. Bağırsak fonksiyonlarını düzenler, hazmı kolaylaştırırlar. Bağırsaklardaki probiyotiklerin yeteri miktarda çoğalması için bol bol prebiyotik besinler tüketilmelidir. Bunların başında; Pırasa, Yer elması, Bamya, Enginar, Kereviz, Domates, Soğan, Sarımsak, Kuşkonmaz, Kuru fasulye, Mercimek, Bezelye, Nohut, Tam buğday, Yulaf, Kara buğday, Arpa, Kepekli pirinç, Ceviz, Badem, Fındık, Keten tohumu, Muz, Üzüm, Çilek, Elma, Zeytin gelmektedir.