Meal Box CEO’su Murat Demirhan:

“GELENEKSEL VE BÜYÜK BİR SEKTÖRDE İŞ MODELİ İNOVASYONU YAPTIK”

FoodTech alanında öncü firmalardan biri olan Meal Box, kurucu ortağı Murat Demirhan’ın yönetiminde yeni atılımlarla hızla büyümeye devam ediyor. Kuruluşundan bu yana 6,5 milyon dolar yatırım alan ve 250.000’in üzerinde müşteriye ulaşan Meal Box, geliştirdiği yeni iş modeliyle başarısını devam ettiriyor.

Murat Demirhan, fiziksel bir restoranı olmadan, aracısız olarak kendi yemeğini müşterilere ulaştıran, bu yönüyle İstanbulluların en büyük kapıya yemek servisi konumuna ulaşan Meal Box’ı, gelecek dönem hedeflerini ve çağrı merkezi hizmetlerini değerlendirdi.

 

Meal Box’ın kuruluş hikayesini kısaca anlatır mısınız?

Meal Box 2014 yılının Haziran ayında 5 dağıtım noktası (şube) ile sıcak ev yemeklerini paket servis hizmeti vermeye başladık. Büyümemizde en etkili olan nokta, modelin çok kolay ve düşük maliyetle büyütülebilir olmasaydı. 1 yıl içinde 30 dağıtım noktası ulaştık ve günlük 1.500 online sipariş alma seviyesine ulaştık. Bayilik modeline 2015 başında geçtik ve bu süreç hızlı bir büyüme getirdi. 2017 yılında model değişikliği yaparak abonelik sistemine pivot ettik. Abonelik modelinde sağlıklı bir model ve karlılık yakaladık. Mutfak ekipmanı gerektirmeyen ve servis elemanına ihtiyaç duyulmayan sıcak öğle yemeği ve kurumsal yemek hizmetlerimizle, firmaların yemek maliyetlerini düşürerek, çalışanlara gurme yemek deneyimi sunmaya başladık.

2017 yılında diyet beslenme alanında yenilikçi, zahmetsiz ve lezzetli bir çözüm geliştirerek ailemize Meal Box Fit markasını ekledik. 2018’de protein ağırlıklı bireysel beslenme paketlerimizi çıkardık.

Bugün Meal Box olarak İstanbulluların en büyük kapıya yemek servisiyiz. Sıcak gurme öğle yemeği, kurumsal taşıma yemek, diyet (fit) beslenme paketleri, protein ağırlıklı beslenme paketleri, etkinlik/organizasyon yemekleri çözümlerimiz ile hizmet veriyoruz.

 

Meal Box’in başarısındaki temel kırılım noktası ne oldu?

Ana faaliyet konumuz paketlenmiş hazır-taze yemek. Gurme, sağlıklı yemekler. Bu yemekleri abonelik modeliyle ağırlıklı iş yerleri olmak üzere, sıcak ve soğuk olarak servis ediyoruz. Fiziksel restoranlarımız yok, yemek servisi hizmeti veriyoruz.

Geleneksel ve büyük bir sektörde iş modeli inovasyonu yaptık. İş yerlerine ve evlere hijyenik, sağlıklı ve lezzetli yemek sunmak önemli bir değer sunumu. Belirli bir müşteri sayısına ve bilinirliğe erişmek bizim için kırılma noktası oldu.

 

Bizimle  rakamlar paylaşabilir misiniz? (çalışan sayısı, ciro, sipariş oranı, sayfa ziyareti vs.)

Kendi kadromuzdaki personel ve bize dedike olarak çalışan iş partnerlerimizdeki personellerle birlikte 72 kişi Meal Box operasyonlarında çalışıyor. Her gün 300 farklı noktaya kişiye yemeklerimizi ulaştırıyoruz. Web/mobil ara yüzlerimizi aylık 100.000 kişi ziyaret ediyor ve 1.000 civarında abonelik talebi alıyor, bunların %25 oranındaki kısmını aboneye dönüştürüyoruz.

 

Online yemek siparişi desek de, ardında ciddi bir teknolojik çalışma ve yatırım gerektiren bir iş modelinden söz ediyoruz. Sizi diğer online yemek siparişi firmalarından ayırdığını düşündüğünüz temel farklar nelerdir?

Bizim en önemli farkımız kendi yemeğimizi satıyor olmamız. Bir aracılık hizmeti değil bizimki. Üretim ve dağıtım süreçlerini bizzat yönetiyoruz, böylece ürünümüzden ve servisimizden emin olabiliyoruz. Abonelerimiz direk bizimle iletişime geçiyor. Satış, müşteri hizmetleri, operasyon gibi tüm satış öncesi ve sonrası süreçlerde direk olarak bizimle iletişim halindeler. Müşteri bulma biçimimiz tamamen online yöntemlerle oluyor. Bu nedenle, dijital pazarlamayı çok etkin biçimde kullanıyoruz. Tele satış bizim için çok önemli bir satış kanalı. İş modeli abonelik olması sebebiyle, satış başına cirolar online satış standartlarının üzerinde. Bir yemek siparişi ortalama 30 TL iken, Meal Box’ta girilen bir abonelik siparişinin ortalaması 1.000 TL. Bizim bir diğer farkımız, üyelerimizle daha yakın ve sürekli bir iletişim halinde olmamız.

 

İlerleyen dönemler için yeni hedefleriniz nelerdir?

Öncelikle amiral gemisi işimiz olan, “iş yerlerine sıcak yemek servisi” kategorisinde 2020’de çok ciddi bir büyüme hedefimiz var. Yıl sonu bu servisi verdiğimiz kişi sayısını 10.000’e yükseltmeyi hedefliyoruz. Bu 6-7 kat bir büyüme anlamına geliyor.

Çok yakında hazır yemek alanında perakende kanallarda satılacak paketli – kısa ömürlü tüketici ürünleri çıkarıyoruz. Bu ürünler ile Türkiye’de taze-hazır yemek kategorisini yaratıp, bu kategorinin tartışmasız lideri konumuna gelmek istiyoruz.

 

Türkiye’de e-ticaret sektörünün  geleceğine dair öngörüleriniz nelerdir?

Son 10 yıldır bu alanda girişimlerde bulunan birisi olarak artık e-ticaretin patlama zamanının geldiğini söyleyebilirim. E-ticaret ülkemizde 2020 yılı itibariyle büyük sıçramasını yapacak ve geniş kesimler tarafından benimsenen bir alışveriş biçimi olacak. Son günlerde yaşanan büyük salgın, bu anlamda taşları yerinden oynattı ve insanları e-ticarete yöneltti. Önce gıda alışverişi ile başlayan süreç, salgın sonrasından diğer sektörlerde de e-ticaret dönüşümünü hızlandıracak diye düşünüyorum.

 

Kurumsal firmalara yönelik yemek aboneliği ile farklı bir model geliştirdiniz. Bu durum satışlarını nasıl etkiledi?

Bu abonelik modeli en önemli iş alanımız. Tüm ölçeklerdeki iş yerlerine mutfak ya da yemekhane alanına ihtiyaç duymaksızın sıcak yemek servisi veriyoruz. Bu hem maliyet hem de kolaylık açısından çok etkili bir hizmet. Satışlarımızın %70’i bu kategoriden geliyor ve 2020 yılında 7 kat büyümesini beklediğimiz bir alan. Bu büyümenin bu derece agresif beklememizin sebebi, salgın krizi sonrası bu hizmetin hijyenik ve güvenli olması nedeniyle çok talep görmeye başlaması. İş yerleri yemek konusunda hiç risk almak istemiyor, yemeklerin iş yerlerine açık şekilde taşınması ya da orada pişirilmesi yerine, bizim mutfağımızda hijyenik olarak pişirilip, bireysel kaplara porsiyonlanarak güvenli şekilde kendilerine getirilmesini önemsiyorlar.

 

Müşterilerinizle iletişim kurmak için hangi kanallardan yararlanıyorsunuz?

Çağrı merkezi, e-posta, whatsapp, site içi anlık yazışma araçları, sosyal medya gibi tüm araçları kullanıyoruz.

 

Çağrı merkezi hizmetlerinizden bahseder misiniz?

Şu anda kendi bünyemizde bir çağrı merkezimiz var. Çok büyük bir ekip olmamamız bugüne kadar içerde tutmamızın en önemli sebebiydi. Ancak büyüme ile birlikte bu hizmeti iyi bir çağrı merkezi firmasına teslim etmeyi düşünüyoruz.

 

Müşteri memnuniyetinin sağlanması aşamasında, çağrı merkezinizle müşterilerinize ne gibi hizmetler sunuyorsunuz?

Öncelikle tüm taleplere çok hızlı dönüyoruz. Malum çağımız hız çağı ve kimsenin beklemeye tahammülü yok. Çağrı merkezimiz tele satış süreci dışında, memnuniyet aramaları yaparak müşterilerimizle iletişimi hep sıcak tutuyorlar. Habersizce ve bir neden yokken, tatlı ikramı yaparak gönüllere girmeye çalışıyoruz.

 

Covid-19 salgınız sonrası online yemek siparişlerinde büyük bir artış yaşandı. Bu durum iş süreçlerinizi ve çağrı merkezinizi nasıl etkiledi?  Değişen talepleri mevcut kaynaklarla karşılamak mümkün olabiliyor mu? Ne gibi planlamalar yaptınız?

Covid-19 salgını yemek endüstrisini de çok etkiledi. Özellikle yukarıda değindiğim şekilde, yemek servisinde hijyen her şeyden önemli hale geldi ve bu sebeple paketli servis sektörde yeni standart haline geliyor. 4 senedir bu alanda lider olan ve hizmet standartını belirleyen firma olarak Meal Box’a sıcak yemek aboneliği servisi için tüm ölçeklerdeki firmalardan yoğun talep gelmeye başladı. Talepler telefonla, whatsapp ya da arayüzlerimizdeki başvuru formları üzerinden geliyor. Bu talepleri düzenli ve hızlı şekilde ele alıp, abonelik işlemlerini başlatmak ve yemek servisine başlamak bizim için maksimum 3 gün alıyor. Bu anlamda sektörün hız konusunda çok önünde olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Kadromuzun zamanla artan talebe karşı yetersiz kalabileceğini öngörerek farklı çözümler üzerinde çalışmalarımızı yapıyoruz.