Odeabank Genel Müdürü Hüseyin Özkaya

Odeabank Genel Müdürü Hüseyin Özkaya

“Çağrı merkezi sektörü dinamik yapısıyla kendini hızla geliştiriyor”

Lübnan merkezli Bank Audi Grubu’nun Türkiye’ye yatırım yapmasıyla 2012 yılında temellerini atılan Odeabank, sıfırdan kurulan bir banka olmasına rağmen büyümesini devam ettiriyor.

Kuruluşundan itibaren tüm bu süreci yöneten Odeabank Genel Müdürü Hüseyin Özkaya, “Çok genç ve sıfırdan kurulmuş bir banka olarak sektördeki diğer bankalara kıyasla yüksek seviyede yatırım harcaması yapıyoruz. Buna rağmen Odeabank olarak kârlı bir şekilde büyümeye devam ediyoruz.” şeklinde özetlediği süreçte elde edilen başarının sırlarını, hedeflerini, yılda yaklaşık 4.5 milyon aramaya yanıt verebilen çağrı merkezi hizmetlerini ve bu hizmetlerin müşteri deneyimine katkılarını Call Center Life’a değerlendirdi.

Odeabank oldukça genç bir banka. Faaliyete başladığı yıldan itibaren nereden nereye geldi? Kısaca değerlendirir misiniz?

Etkin risk yönetimi prensibimiz, deneyimli insan kaynağımız ve verimli teknolojik altyapımız sayesinde, hedeflediğimiz büyüme ve kârlılığı, 2016 yılında yurtiçinde ve yurtdışında yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yakalamayı başardık. 2016 yılı içinde şube sayımızı 16 ilde 50’ye, çalışan sayımızı da 1622’ye çıkardık. Yılın her 3 aylık döneminde sektörün üzerinde bir büyüme ve kârlılık elde ederek, dokuz aylık net kârımızı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %214 artırdık. 2016 yılı Eylül sonu itibarıyla toplam kredilerimiz 23,5 milyar TL’ye, mevduatlarımız 25,5 milyar TL’ye, aktiflerimiz de 33,1 milyar TL’ye ulaştı. Özel bankalar arasında mevduatlarda 8’inci, toplam aktiflerde ise 9’uncu büyük banka konumunda bulunuyoruz.

Öte yandan geçtiğimiz yılın yaz aylarındaki zorlu şartlar altında, sermaye artırımımızı başarıyla gerçekleştirerek önümüzdeki döneme ilişkin büyüme perspektifimiz doğrultusunda çok önemli bir adım attık. 15 Temmuz darbe girişimine rağmen, ana hissedarımız Bank Audi’nin yanı sıra IFC ve EBRD gibi saygın uluslararası finans kuruluşlarının Türk bankacılık sektörünün potansiyeline duydukları güven sonucu, sermayemizi 1 milyar TL artırdık.

Odeabank olarak 2016 yılı içinde Kurumsal, Ticari, KOBİ, Bireysel Bankacılıkta da pek çok başarıya imza attık. 2016 yılında Kurumsal ve Ticari Bankacılık çatısı altında planlarımıza uygun şekilde büyümeye devam ederken, öncelikli segment olarak belirlediğimiz KOBİ’lere de bankamızın “Kişiye Özel Bankacılık” anlayışı doğrultusunda daha kapsamlı hizmet verebilmek amacıyla, organizasyonel değişiklikler yaptık ve KOBİ Bankacılığı işkolunu kurduk. Müşterilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda sunduğumuz yatırım araçlarımızı ve ürünlerimizi de çeşitlendirmeye devam ettik.

Türk bankacılık sektörünün büyükler ligine girme hedefimiz doğrultusunda yatırımlarımıza devam ediyoruz.

Yeni sermayeyle kurulan bir banka için kısa zamanda elde edilen bu başarının sırrı nedir?

Oldukça rekabetçi bir yapısı olan Türk bankacılık sektöründe hızla büyümek ve önde gelen bankalardan biri olmak için fark yaratmamız gerektiğini biliyorduk. Bu kapsamda öncelikle, insan kaynağımızı şekillendirdik. Başarıyı arzulayan, yenilikçi ve deneyimli bir kadro oluşturduk.

Ayrıca, dijital bankacılığın bugünün ve geleceğin, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada, kaçınılmaz bir eğilim olduğunu görerek temel stratejimizi hazırladık. Teknolojiye yatırım yaptık. Bunu yaparken verimliliğe dayalı bir şube ağı da oluşturduk. Ayrıca etkin risk yönetimi prensibiyle özkaynak kârlılığımızı ve verimliliğimizi koruyarak sağlam adımlarla, bankacılığın her alanında büyümeye odaklandık. Yenilikçi yaklaşımımızla bankacılığın tüm alanlarındaki ürün ve hizmetlerimizi sürekli olarak çeşitlendirerek müşteri ihtiyaçlarına uygun çözümler sunduk. Bankacılığı tüm müşterilerimiz için kolaylaştırdık. Böylece 4 yıl gibi çok kısa bir süre içinde Türkiye’nin en büyük özel mevduat bankalarından biri haline geldik.

Odeabank olarak, deneyimli insan kaynağımız sayesinde Türk bankacılık sektörünü iyi tanıyoruz ve değişimi gözlemleyebiliyoruz. Türk bankacılık sektörü kendine has ve dünya ile karşılaştırıldığında oldukça yüksek bir dinamizme sahip olsa da kendi geleneklerini yaşatan ve müşterilerinin sadakatine önem veren bir sektör. Bu nedenle, şube ağı yaygınlığı ve bilinirlik halen önemli bir kriter. Dolayısıyla büyük banka – küçük banka ayrımı günden güne azalsa da bir süre daha devam edecektir. Bu nedenle, dengeli büyümeye ve derinleşmeye önem vermek gerektiğini düşünerek stratejimizi oluşturuyoruz. Bankacılığın her alanında ilk akla gelen bankalardan biri olmadan büyük bir banka olunamayacağını biliyoruz. Bu nedenle büyükler ligine girmek amacıyla yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.

30 yıllık bankacılık deneyimine sahip bir yönetici olarak sektörünüz açısından Türkiye ekonomisini değerlendirir misiniz?

Türk bankacılık sektörü rekabetin yoğun olduğu bir pazar. Bankacılığın her segmentinde, müşterilere, dünyanın en yenilikçi bankacılık hizmetlerinin sunulmasını sağlayan ciddi bir rekabet yaşanıyor. Hem bireysel hem de kurumsal ve ticari bankacılıkta rekabetin geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2017’de de artarak devam edeceğini düşünüyoruz. Ekonomiyi desteklemek üzere atılan adımlar kapsamında KOBİ bankacılığının da öneminin artacak olması ile bu segmentteki rekabetin de 2017’de yoğunlaşmaya başlayabileceğini tahmin ediyoruz.

Türk bankacılık sektörü güçlü sermaye yapısı ile sağlıklı bir şekilde büyümesine 2017’de de devam edecektir. Büyümenin devam etmesi kârlılığı da beraberinde getirecektir. Fakat, gerek son yıllarda yükselen döviz kurları gerekse ekonomik büyüme görünümündeki kırılganlıklar bankacıları ister istemez risk yönetimine veya risklerin sınırlandırılmasına odaklandırdı. Bununla birlikte, sektörün mevcut güçlü sermaye yapısı ve basiretli risk yönetimiyle 2017’de ciddi bir sorunla karşılaşmayacağını düşünsek de dengelerin korunması gerektiğine inanıyoruz. İçinde bulunduğumuz zorlu küresel ve yerel riskler altında, sermayenin güçlendirilmesi çok önemli.

Son dönemlerde yaşanan siyası ve ekonomik dalgalanmaların yabancı yatırımcılar üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bank Audi’nin Türkiye pazarına bakış açısı nedir?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki uluslararası doğrudan yatırımları, sermaye piyasalarına yönelik kısa vadeli yatırımlardan ayırmak gerekiyor. Ana hissedarımız Bank Audi gibi tüm uluslararası doğrudan yatırımcılar, uzun vadeli bir bakış açısıyla yatırım kararlarını alırlar; çünkü bu yatırımlar ülkelerin geleceğine yönelik inancın göstergesidir ve kalıcı yatırımlardır. Biz de Odeabank olarak uzun vadeli bir bakış açısıyla yatırımlarımızı gerçekleştiriyor ve Türkiye’nin geleceğine inanıyoruz. Ekonomimizin içinde bulunduğu hassas sürece rağmen ana hissedarımız Bank Audi başta olmak üzere, IFC ve EBRD gibi saygın uluslararası yatırımcıların katılımıyla, geçtiğimiz Temmuz ayında başarıyla gerçekleştirdiğimiz 1 milyar TL’lik sermaye artırımı da bu inancın en önemli göstergelerinden biridir.

Yatırımlar ve ekonomimiz açısından önemli olan, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak yapısal reformlara devam edilmesidir. Bu yönde atılacak adımlar, geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de yatırımcı güvenini olumlu yönde etkileyecektir. 2013 yılının ortasından beri Türkiye ekonomisinde ana sorununun yatırımcı algısının kalıcı olarak iyileşememesinden kaynaklandığını düşünüyor ve bunun sonucunda yüksek seyreden risk primleri nedeniyle olumlu küresel fiyat gelişmelerinin, Türk finansal varlıklarına yeterince yansımadığını gözlemliyoruz. Bu bağlamda Türkiye’nin yeni bir hikâyeye sahip olması açısından yapısal reformların hayata geçirilmesi halinde, ülkemize yönelik doğrudan sermaye yatırımlarının kalıcı olarak canlanacağını ve finansal varlıklarımızın fiyatlarının da ekonomik temellerimizle uyumlu seviyelere gelebileceğini tahmin ediyoruz.

Odeabank’ın hedeflerinden bahseder misiniz?

2017, daha önce de belirttiğimiz gibi, hem sektörün içinde bulunduğu eğilimler hem de dünya ve Türkiye ekonomisinden kaynaklı risklerden dolayı, öngörüde bulunmanın kolay olmadığı bir yıl olmaya aday. Bu nedenle risklerin bilincinde olan makul ve dinamik bir projeksiyon seti belirledik.

Yaptığımız sermaye artırımının verdiği güçle, bankacılığın tüm segmentlerinde sektör ortalamasının üzerinde bir büyüme hedefliyoruz. Bu sonucu elde edecek şekilde mevduat ve kredi büyümesi hedeflerimiz de oldukça tutarlı ve etkileyici. Bu çerçevede organik büyüme imkanlarını devamlı olarak yakından takip ediyoruz.

Hem bireysel bankacılıkta hem de kurumsal ve ticari bankacılıkta büyüyerek Türkiye ekonomisine katma değer yaratmak en önemli hedefimiz. Bununla birlikte, 2016 yılında gerçekleştirdiğimiz sermaye artırımının da desteğiyle 2017’de, Türkiye’deki istihdamın %70’ini oluşturan, buna karşın kredilerin sadece %30’undan faydalanabilen KOBİ’lere daha fazla destek sağlamak istiyoruz. Hedefimiz bu alandaki pazar payımızı ikiye katlamak. Küresel ve yerel belirsizliklerin azalması ile sağlanacak istikrar ortamında, tüm segmentlerde toparlanma öngörüyoruz. Türkiye ekonomisinin geleceğine inanan bir banka olarak, değer katabileceğimiz bütün işlerde sektör ve segment ayrımı yapmadan yer almak istiyoruz.

Geçtiğimiz yıl, öncelikli segment olarak belirlediğimiz KOBİ’lere bankamızın “Kişiye Özel Bankacılık” anlayışı doğrultusunda daha kapsamlı hizmet verebilmek amacıyla, organizasyonel değişiklikler yaptık ve KOBİ Bankacılığı işkolunu kurduk. KOBİ’lerin tüm ihtiyaçları için kendilerine yakın hissettiği bir bankacılık hizmetini proaktif şekilde sunmayı, hızla yeni müşteri kazanmaya devam ederek sektör ortalamasının üzerindeki büyüme hızımızı korumayı hedeliyoruz. Odeabank Kurumsal ve Ticari Bankacılık hizmetlerini, bankacılık sektörünün öncü ve en çok tercih edilen hizmetlerinden biri haline getirmek istiyoruz. Bu alandaki pazar payımızı iki katına çıkaracak aksiyonları almaya devam edeceğiz.

Varlık Yönetimi hizmetlerimizi daha geniş bir tabana sunmak adına çıkardığımız Oksijen Hesap’ta ise 2016 yılında çok başarılı bir gelişim sağladık. Odeabank’ın vadesiz mevduat hacmini büyük oranda artıran, müşteri adet ve bağlılığında çok önemli bir yol kat edilmesine destek olan Oksijen Hesap için yıl içinde yaptığımız pazarlama ve satış kampanyaları ile, hem yeni müşteri sayısında hem de bakiye hacminde önceki aylara göre 3 kata yakın bir büyüme elde ettik. 2017 yılında da, bu büyümenin devamlılığını sağlayabilmek amacıyla Oksijen Hesap ürününe ve iletişimine yatırımlarımızı sürdüreceğiz.

2016 yılında, ayrıcalıklı özellikler ile donatılmış Odeabank Private Card’ı ve sıklıkla seyahat eden müşterilerimizin hem alışverişlerinde hem de uçuşlarında mil kazanmalarını amaçlayan Bank’O Atlas kredi kartını kullanıma sunduk. Kart sayımız 370.000’i aşarken, bireysel müşteri sayımız 800.000’lere ulaşmış durumda.

Odeabank olarak 2017 yılında da büyümeye odaklanacağız.