Olcay Yusufoğlu “Sabırsız biri olduğum için çağrı merkezi görüşmelerinde çok zorlanırım.”

“Sabırsız biri olduğum için çağrı merkezi görüşmelerinde çok zorlanırım.”

Çocukluk yıllarından itibaren oyunculuğa ilgi duyan ve genç yaşına rağmen uzun yıllardır tiyatro sahnelerinde yer alan Olcay Yusufoğlu, ilk kamera deneyimini televizyon dizisi Es- Es’deki Alaz karakteriyle yaşadı.

Sonrasında hayat verdiği sayısız karakterle tiyatro ve TV izleyicilerinin yakından tanıdığı Olcay Yusufoğlu, son olarak Bizim Hikaye dizisiyle izleyicilerle buluşmuştu.

Olcay Yusufoğlu, oyunculuk kariyerini ve çağrı merkezi sektörüne dair değerlendirmelerini bizlerle paylaştı.

Öncelikle kendinizden kısaca bahseder misiniz? Oyunculukla yolunuz kesişmeden önce neler yapıyordunuz?

Ankaralıyım. Anadolu üniversitesi devlet konservatuarı oyunculuk bölümü mezunuyum. Oyunculukla yolum çok erken yaşta kesişti. O sebeple öncesine dair anlatılacak pek bir şey yok.

Oyunculukla hep hayaliniz miydi? Nasıl başladı?

Ortaokul yıllarımda başladı tiyatroyla ilişkim. Önce drama kursu sonra lisede okulun tiyatro kulübündeydim. Tiyatro kulübüyle eş zamanlı olarak Ankara Deneme sahnesinde çok değerli Nurhan Karadağ ile çalıştım. Liseden mezun olduğum sene Ankara Sanat Tiyatrosu’nun sınavına girip kabul edildim ve 1 yıl kadar orda eğitim aldım. 2006 yılında da Konservatuar sınavlarına  girip Bilkent üniversitesi ve Anadolu Üniversitesini kazandım. Ama gönlümde hep Eskişehir Anadolu üniversitesi vardı bende tercihimi oradan yana kullandım ve 2010 senesinde mezun oldum.

Türk dizi sektöründe yaşanan yükseliş döneminin ardından şu aralar yaşanan sıkıntılı süreci nasıl değerlendiriyorsunuz.

Aslında her sektörde olduğu gibi dizi sektöründeki iniş çıkışları da çok normal buluyorum. Bir süredir de düşüşte olduğu bir gerçek. Bence en önemli neden internet çağında yaşıyor olmamız.  Her şey çok çabuk ulaşılabilir ve tüketilebilir durumda ve hızda. İnsanları 200 küsur dakika tek bir yere ve birbirinin aynı hikayelere baktıramazsınız. Bu yüzden internet dizileri arttı. Daha özgür ve daha kompakt hikayeler var.

Hayatınızın akışını etkileyen biri veya hayatınızda dönüm noktası olduğunu düşündüğünüz bir an var mı?

Elbette var. Ailem hayatımın her anında destekçim oldu. Ama spesifik bir şey söylemem gerekirse rahmetli büyükbabam konservatuar sınavına girmem için en büyük destekçimdi.

Şu anki çalışmalarınızdan ve ileriye yönelik projelerinizden ve bahseder misiniz.

Geçen sezon  Versus tiyatronun “Dogville” oyunu eş zamanlı “Bizim Hikaye” dizisi ve yoğun dublaj programım sebebiyle biraz bölündüm ve yoruldum. Bu sezon biraz dinlenmek niyetindeyim. Şu an yoğun şekilde dublaj yapmaktayım. Tiyatro ve dizi projeleri şu an için yavaş ilerliyor.

Aynı zamanda seslendirme sanatçısısınız? Ülkemizin dublaj konusunda bu kadar başarılı olmasını neye bağlıyorsunuz?

4,5 senedir dublaj yapıyorum evet. Son yıllardaki adı seslendirme oyunculuğu. Dışardan bakıldığında nasıl görünüyor bilmiyorum ama çok zor bir iş. Evet Türkiye dublaj konusunda iyi bir yerde. Bunun başlıca nedeni maalesef dil bilme oranının düşük olması. İhtiyaçtan doğan bir meslek oluvermiş seslendirme oyunculuğu.

İşiniz dışında neler yapıyorsunuz? Hobileriniz, vazgeçemediğiniz alışkanlıklarınız …

Mesleğim gereği hep izlemem, okumam, dinlemem ve aksiyon halinde olmam gerekiyor. Hem her yeni çıkan hem de geçmişte yapılmış işleri takip etmem gerek. Kendimle ilgili en öne çıkan ve beni tanımladığını düşündüğüm hobim eski filmleri çok severim. 1950-1980 arası özel ilgi alanımdır diyebilirim.

Oldukça genç bir çalışan profiline sahip olan çağrı merkezi sektörüne dair düşünceleriniz nelerdir?

Öncelikle söylemem gerekir ki çok zor bir iş.  Sabır, nezaket, anlayış bu işin  en önemli kısmı. Gün içinde kim bilir kaç kişiyle kaç görüşme yapılıyordur. Tüm bunlar göz önüne alındığında gerçekten işleri çok zor.

Hiç çağrı merkezi aradınız mı? Yaşadığınız ilginç bir diyalog var mı?

Çağrı merkeziyle görüşmelerim oldu tabii. Hatırladığım ilginç bir görüşme olmadı açıkçası.  Ben biraz sabırsız biriyimdir o yüzden çok zorlanırım çağrı merkezi görüşmelerinde. Galiba en çok başıma gelen şey ismimden ötürü erkek zannediliyor olmam.

Dergimiz çağrı merkezi sektörüne yönelik. 100 binin üzerinde gencin çalıştığı bir sektör ve bu gençler sadece seslerini ve iletişim becerisini kullanarak fark yaratmak durumunda. Bir oyuncu olarak bu anlamda çağrı merkezi çalışanlarına önerileriniz olur mu?

Bir çağrı merkezi görüşmesinden beklentim, güven veren bir ses tonu, iyi ve anlaşılır bir konuşma ve nezaket. Bence her meslekte olduğu gibi işimizi severek ve herkesten önce biz saygı duyarak yaparsak farklı ve biricik olacaktır.