Tink Okulları Kurucusu Zeynep Dereli

Yaratıcılık ve inovasyona dayanan beceriler kazanmanın öncelikli yolu eğitim.

Türkiye’nin ilk ve tek insan odaklı teknoloji kolejinin kurucusu Zeynep Dereli, geleceğin teknoloji girişimcilerini yetiştirmek amacıyla hayata geçirdiği Tink’i (Teknoloji ve İnsan Kolejleri) ve eğitim ekosisteminde teknolojinin önemini anlattı.

Zeynep Dereli, Princeton Üniversitesi ve Londra Üniversitesindeki eğitiminin ardından yurt içi ve yurt dışındaki profesyonel yaşamında elde ettiği deneyim ve gözlemleri sonucu, 21’inci yüzyılda teknolojiyi çok iyi anlayan, kullanan, aynı zamanda da girişimci bir nesle duyulan ihtiyacı fark etmesiyle birlikte Teknoloji ve İnsan Kolejleri kurmaya karar verdi.

Yeni bir eğitim anlayışı ve modeli oluşturmak gerektiğinin altını çizen Dereli, kendisini Tink’i kurmaya götüren süreci şöyle anlatıyor. “Girişimcilik ekosistem içinde yer alan bir kadın ve en önemlisi de anne olarak, tüm çocukların kaliteli eğitim alması gerektiğine ve ülkemizin hem kaliteli eğitim hem de teknoloji ile güçleneceğine inandığım için Türkiye’nin ilk ve tek teknoloji koleji Tink’i hayata geçirdim.  Tink olarak bizim amacımız, gençlerimize kaliteli eğitim sunmanın yanı sıra dünyayı daha iyi bir yer haline getirecek, geleceğin düşünürlerinden ve uygulayıcılarından topluluklar kurmak ve geliştirmek. Bunun için de okulumuzda oluşturduğumuz kişiselleştirilmiş eğitim modeli ile motivasyon, merak, bilgi edinimi, bilgiyi içselleştirme, ustalık kazanma, adapte olabilme, yaratıcılık, bilgiyi transfer etme ve öz yeterlilik becerilerine yoğunlaşıyoruz.”

Teknolojik imkanların kullanıldığı modern bir eğitim fırsatı yaratıyoruz.

Tink (Teknoloji ve İnsan Kolejleri)’te, insanın merkezde olduğu ve teknolojik imkanların sonuna kadar kullanıldığı modern bir eğitim fırsatı yaratıyoruz. Teknolojiyi; eğitimine, sosyal hayatına ve kariyerine entegre edecek gençleri, dijital yetkinlikler ve girişimcilik ruhu kazandırarak yetiştiriyoruz. Tink, yurt içinde ve yurt dışındaki AR-GE çalışmaları sonucunda 2016 yılında kuruldu. 2017 – 2018 eğitim öğretim yılında da kapılarımızı öğrencilerimize açtık. Tink’te, insanın merkezde olduğu ve teknolojik imkanların sonuna kadar kullanıldığı modern bir eğitim fırsatı yaratıyoruz. Teknolojiyi; eğitimine, sosyal hayatına ve kariyerine entegre edecek gençleri, dijital yetkinlikler ve girişimcilik ruhu kazandırarak yetiştiriyoruz.

Eğitim ve öğrenmenin sınırlarını kaldırıyoruz.

21’inci yüzyılda, yeni neslin ihtiyaç duyacağı yetkinlikleri kazandırmak için eğitim ve öğrenmenin tüm bileşenlerini yenilikçi ve teknolojik bakış açısıyla okul ortamına entegre etmek gerekiyor. Bu gelişim ihtiyacı doğrultusunda alanında fark yaratarak oluşturduğumuz ve merkezinde insan bulunan Tink Eğitim Ekosistemi ile eğitim ve öğrenmenin sınırlarını kaldırıyoruz. Ekosistemimizin tabanını oluşturan e-öğrenme platformu TinkSmart ile bireyselleştirilmiş eğitim veriyoruz. Hayat boyu öğrenmeyi kendilerine ilke edinmiş nitelikli öğretmenlerimiz aracılığıyla öğrencilerimize mentorluk yaparak gelişimlerine destek oluyoruz.

Tink’in geliştirdiği Eğitim Ekosistemi modelidir. Eğitimin tüm bileşenlerini kapsayan bu model;

TinkSmart: Eğitim sistemimizin zeminini oluşturan yapay zeka tabanlı e-öğrenme platformumuz TinkSmart ile öğretmenlerimiz her bir öğrencimizin gelişimine ve ihtiyacına uygun öğrenme içeriklerini hazırlıyor ve paylaşıyor. Bu platformda öğrencimizin gelişimi takip ediliyor, ölçülüyor, değerlendiriliyor ve raporlanıyor.

Sınıf İçi Uygulamalı Eğitim: Yeni nesil ödev anlayışı ile hazırlanan öğrenme içerikleri öğrencilerimizin derslere hazırlıklı gelmesini sağlıyor. Bu sayede derslerde zamanın büyük bir kısmı uygulamaya ayrılıyor, öğrenim içselleştirilerek kalıcı ve verimli hale getiriliyor.

Akran Öğrenimi: Piramidimizin ortasında yer alan akran öğrenimi ile öğrencilerimiz; erken yaşta birbirlerine yardım etmeyi, öğreterek öğrendikleri bilgileri paylaşmayı ve topluluk önünde kendilerini daha iyi ifade etmeyi öğreniyor.

Proje Tabanlı Öğrenme: Farklı yaş gruplarından öğrencilerimiz, gelecekte bizi bekleyen problemlere ortak projelerle çözümler üreterek öğrenimlerini içselleştiriyor. Öğretmenlerimiz de öğrencilerimize mentorluk yaparak projelerini takip ediyor ve gelişimlerini destekliyor.

Gerçek Hayat Deneyimi: Piramidimizin en üstünde gerçek hayat deneyimi yer alıyor. Kurumsal ortaklarımızla geliştirdiğimiz programlar sayesinde öğrencilerimiz, hafta sonları ve tatil dönemlerinde gerçek iş hayatını deneyimleme ve öğrendiklerini uygulama fırsatı buluyor.

Hayat tarzlarımız yeniden şekillenirken, eğitim bu değişimin çok önemli bir parçası

Endüstri 4.0 artık geleceğe değil bugüne ait bir olgu, gerçekleşmiş bir devrim. İçinde yaşamakta olduğumuz bu gelecekte; sadece endüstri ve üretim teknolojileri değil, hizmetler de dahil olmak üzere tüm sektörler ve meslekler büyük bir değişime sahne oluyor. İş yapma biçimlerindeki bu değişim, hayat tarzlarımızı da yeniden şekillendirmeye başlıyor.

Eğitim bu değişimin çok önemli bir parçası, hatta sebebi. Deloitte ve Amerikan Rekabetçilik Konseyi tarafından gerçekleştirilen üç yıllık Küresel İmalat Sanayisi Rekabetçilik Endeksi’nde yer alan 2010, 2013 ve 2016 verileri, rekabet gücü artışı için en önemli unsurun beceriler olduğunu ortaya koyuyor.  Çocukların, gençlerin ve profesyonellerin; teknoloji, yaratıcılık ve inovasyona dayanan beceriler geliştirmelerinde yardımcı olmayı başaran ABD, Almanya, Japonya hatta Çin gibi ülkeler Endüstri 4.0 devriminde başı çekiyor.  Türkiye ise maalesef ki söz konusu endekste istediğimiz yerde değil. 40 ülke içinde Türkiye 100 üzerinden 56 puan ile 16 sırada yer alıyor.

Yaratıcılık ve inovasyona dayanan beceriler kazanmanın yolu, kuşkusuz ki öncelikle eğitim. Teknolojinin yeni meslekler doğurduğu, mevcut meslekleri şekillendirdiği bir dönemde özellikle teknoloji eğitimi…

Endüstri 4.0 yeni bir zihniyet, düşünce tarzı ve kültür ile birlikte gelecek

Alvin Toffler’in Gelecek Şoku adlı eserinde “teknoloji dalgaları” olarak tanımladığı tarihsel çağlar ve 4. kez yaşamakta olduğumuz Endüstri devrimleri ortak bir noktayı vurguluyor: Teknolojik devrimleri, yenilikçi ve cesur bir zihniyete sahip birey ve toplumlar gerçekleştiriyor. Sonra da bu teknolojiler yoluyla tüm toplumun zihniyeti, düşünce tarzı ve kültürü değiştiriyor.

Richard Florida’nın Yaratıcı Sınıfın Yükselişi adlı kitabında da vurguladığı şekilde, söz konusu dönüşüm “teknoloji, beceri ve toleransın” İngilizce karşılıklarının baş harflerinden oluşan 3T kuralı ile gerçekleşiyor. Eğitim, teknolojiye dayalı beceriler kazandırırken, bir taraftan da tolerans, yaratıcılık, bütüncül bakış açısı gibi zihniyet değişikliklerini sağlaması gerekiyor.

Teknoloji eğitimi aileden iş başından eğitime, bütün bir ömre yayılmalı

Günümüzde çocuklar doğduktan kısa bir süre sonra teknoloji ile tanışıyorlar. Her ne kadar okul öncesinde çocukların teknoloji ile nasıl ve ne sıklıkta etkileşime girecekleri tartışmalı olsa da çocukların kontrollü bir tarzda teknoloji ile tanışmaları için birçok imkân var. Bu dönemde çocuğun dijital cihazlar ile etkileşimini yasaklamak ilkokul çağına gelindiğinde diğer arkadaşlarının sahip oldukları teknoloji, bilişim ve iletişim okuryazarlığından uzak kalmasına sebep olabilir.

Teknoloji kullanımının bir tavır ve refleks haline geldiği günümüzde, ilkokul çağında belirli dijital alışkanlıkların çocuklara kazandırılması önem taşıyor. Okumak, yazı yazmak, şekiller çizmek gibi temel becerilere hayatımız boyunca nasıl ihtiyaç duyuyorsak, teknoloji ilgili becerilere de benzer bir şekilde ihtiyaç duyuyoruz ve giderek artan şekilde ihtiyaç duymaya devam edeceğiz.

Diğer taraftan Endüstri 4.0 zihniyeti de tam bu zamanlarda yerleşmeye başlayacak. Yani sorular soran, aldığı cevapları ve kendisine önerilen çözümleri geliştirmeye çalışan, yaratıcı, cesur ve etik kurallara uyan bireyler bu dönemde yetişecek. Bununla birlikte bir insanın hayatında belki de en önemli rol ayrımı olan, mesleki seçimin yapıldığı ve becerilerin net bir şekilde farklılaştırılmaya başlandığı lise çağları teknoloji eğitiminin merkezinde yer alıyor.

Teknoloji eğitimi için üniversite çok geç… Ortaokul ve Lise kilit öneme sahip

Endüstri 4.0 çağında bireysel rekabet ortamına atılacak gençlerin; yeni bir zihniyete, yeni tavır ve alışkanlıklara sahip olması gerektiğini not etmiştik. Bu dönemde, geleceğin teknolojik yetkinliklerini kazanan gençler geleceğin liderleri arasında yer alacaklar. Ancak üniversite çağına kadar geleneksel eğitim almış ve yeni döneme ait alışkanlıkları edinmemiş gençler için üniversite çağı adapte olmaları için çok geç olabilir.

Bu nedenle ortaokul ve lise çağlarında gençlere hangi becerilerin ve niteliklerin kazandırılması gerektiği net bir şekilde ortaya konmalı.

Odaklandığımız ana konu; Teknolojiyi sadece kullanmak değil; anlamak, tasarlamak ve geliştirmek

Tasarım ve Ar-Ge mühendisleri her dönemde önemli oldular ancak daha önce teknolojiyi kullanabilmek de başlı başına bir mesleki beceri olarak kabul ediliyordu. Endüstri 4.0 çağında ise birçok sektörde “teknolojiyi kullanmak ile yetinen” personel etkisiz hale gelecek. Birbirleri ile konuşan makineler kendilerini ve diğer makineleri kullanacak. Bu durum teknolojiyi kullanmayı öğreten geleneksel eğitim anlayışının da sonunu getirecek. Gerek temel bir beceri olarak teknoloji eğitimi alanlar, gerekse teknik okullarda mesleki eğitim gören gençler teknolojiyi anlamayı, tasarlamayı ve geliştirmeyi esas alan bir anlayış ile yetiştiklerinde öne çıkacaklar.

Sosyal medyayı ana iletişim kanalımız olarak kullanıyoruz.

Kişiselleştirme sadece eğitimde değil aynı zamanda iletişim yöntemlerinde de bir devrim yarattı. Biz hedef kitlemiz ile daima iletişim halinde kalmayı ve geri bildirime açık olmayı çok önemsiyoruz.

Hedef kitlenizle paylaşımda bulunuyor, sohbet ediyor, fikir ve önerilerini alıyoruz. Bize göre iletişimimiz tek yönlü değildir, olmamalıdır.

Markaların çok büyük bir oranı hedef kitlesini tanımıyor. Onların nelerden hoşlandığını, neleri sevmediğini bilmiyor. Onları tanımak için zaman harcamıyor. Hedef kitlesinin izlerini takip etmiyor.

Sosyal medya hedef kitleyi tanımak için muhteşem bir araçken, bunun için zaman da harcamıyor, emek de harcamıyor. Hedef kitle nedir sorusu atlanıyor. Biz ise sosyal medyayı ana iletişim kanalımız olarak kullanıyoruz. Ayrıca yüz yüze görüşmelere çok önem veriyoruz.