Uzman Psikolog Sibel Deniz Toledo Falay:

“Evden çalışmak, program oluşturmayı ve öz disiplini korumayı gerektiriyor.”

Korona virüsün etkisiyle birlikte iş ve ekonomi dünyası da şekil değiştirdi. Ülkemizde çok fazla yaygın olmayan home-office çalışma şekli, pandemiyle birlikte bir zorunluluğa dönüştü.

Dünyada birçok şirket tarafından uygulanan bu sistem, Türkiye’de bugüne kadar kısıtlı bir uygulama alanı bulabildi. Çağrı merkezi sektörü, sahip olduğu altyapı ve tecrübeyle bu konuda birçok sektöre göre avantajlı konumda olsa da bu yeni dönemle birlikte daha fazla çalışan evlerinden hizmet vermeye başladı.

Pandemi sonrası hayat normale dönse bile artık birçok sektörde evden çalışma modelinin daha yaygın olacağı hatta kalıcı hale geleceğini söylemek zor değil. Uzman Psikolog Sibel Deniz Toledo Falay hem işveren hem de çalışanlar için yeni bir dönem ve adaptasyon süreci anlamına gelen evden çalışma modelinin getirdiği yeni alışkanlıklar, yeni duygular kişisel motivasyonu üst düzeyde tutabilme, evden çalışmanın getirdiği olumsuzluklarla baş etme ve çözüm yolları konusunda tavsiyelerini paylaştı.

 

Evden çalışma sürecinin çalışanlar üzerindeki etkileri neler oldu?

Evden çalışmak çok alışık olmadığımız bir çalışma modeli aslında. Kendi programını oluşturmayı ve öz disiplini korumayı gerektiriyor. Bu arada çoğu insanın en önemli sosyalleşme araçlarından biri olan iş yerinde iş arkadaşları ile sosyalleşmeyi de oldukça kısıtlıyor. Bu bakımdan başlarda uyum sağlaması zor bir sistem oldu. Diğer taraftan ekiplerin koordinasyonu ve yönetimi aynı zamanda yapılan işlerin kontrolü açısından da yeni sistemler oluşturmayı gerektirdi. Çalışanlar kadar işyerleri de bu sisteme uyum sağlamaya çalıştı. Yavaş yavaş sistem oturmaya başladı.

İşe gitmek için hazırlanmamak, evde ekran başında çok fazla vakit geçirmek, sosyalleşmenin kısıtlı olması, kontrolü elde tutmanın zorlaşması ve özellikle çocuklu evlerde odaklanmanın zorluğu bu sürecin zorlayıcı tarafları iken, zaman kontrolünün bireyde olması, ev konforu, gibi taraflar bu sürecin nispeten olumlu tarafları oldu.

 

Çalışanlar ve işverenler açısından, ülkemizde çok yaygın olmayan bu çalışma modeline çok kısa sürede adapte olmak ne kadar mümkün?

İnsan aslında adaptasyon yeteceğiz çok güçlü olan bir canlı. Sorunları doğru çerçeveleyip çözüm odaklı baktığında hızlıca sorunların üstesinden gelebilmekte. Yine de bu çalışma modeline çok kısa sürede adapte olmak pek mümkün değil. Modelin artı ve eksilerini, potansiyel sıkıntıları ve olası çözüm yollarını yavaş yavaş anlayıp sistemimizi oturtmaya çalışıyoruz.

 

Evden çalışmanın artı ve eksileri nelerdir?

Evden çalışmanın artılarını; Konforlu bir ortamda daha rahat kıyafetler ile çalışmak, kendi zaman planınızı kendiniz oluşturmak, Sürekli gözlerin üzerinizde olmaması, yorulduğunuzda daha fazla dinlenme olanağı olarak sıralayabiliriz.

Diğer taraftan eksileri olarak da; Daha az sosyalleşme imkanı, dikkatinizi dağıtabilecek ve odaklanmanızın önüne geçecek daha fazla uyarana maruz kalmanız, özellikle çocuklu ailelerde çocuklara durumu anlatma ve çocuğun bakımının organize edilmesi, kendi disiplininizi kendinizin sağlaması gerekliliği yemek, temizlik gibi günlük işlerin organize edilmesi diyebiliriz.

 

Dezavantajları minimuma indirmek için çalışanların kişisel olarak dikkat etmeleri gereken hususlar  nenerdir?

  • Dezavantajları minimuma indirmek için de şu önlemler alınabilir;
  • Her akşam bir gün sonrasının programını yapmak
  • Diğer günlük işleri en pratik şekilde organize etmek (Örneğin pazar gününden 2 günlük yemeği yapmak, alışverişe listeli organize bir şekilde gitmek, ev işlerini günlere bölmek, çocukların bakım sorumluluklarını paylaşmak gibi…)
  • Dikkat dağıtan uyaranları tespit edip, çalışma periodları içerisinde minimuma indirmek (televizyonu kapatmak, telefonun sesi tamamen kapalı olamıyorsa da sosyal medya bildirimlerini kapatmak, çalışmaya başlamadan önce tüm ihtiyaçları organize etmek gibi…)
  • Yapılan programı evde birlikte yaşanılan kişilerle de paylaşıp, onları bilgilendirerek ortak ihtiyaçlarınızı bu programa göre şekillendirmek,
  • Plana uydukça kendini ödüllendirmek,
  • Dinlenmeye mutlaka zaman ayırmak,
  • Programa uyulamadığında kendini yargılayıp suçlamak yerine o günü gözden geçirip, nerede sıkıntı yaşandığını tespit edip ona göre çözüm üretmek ve bir sonraki güne öyle hazırlanmak.

 

Evden çalışma sürecinde stresi tetikleyen temek faktörler nelerdir? 

Evden çalışma konusunda iki büyük stres kaynağı göze çarpmaktadır. Bunun birincisi zamanı doğru kullanamamak ve bundan dolayı yapılacakları yetiştirememek bir diğeri de yeterince destek görememek, yeterince iyi odaklanamamak kaynaklı hata yapmak. İkinci faktör, ekip/iş arkadaşlarıyla yeterince iletişim kuramamayı, üstlerinden ve/veya süpervizörlerinden yeterince beslenememeyi de kapsamaktadır. İş yerinde ki danışma ve bilgi alışverişi ortamı evden çalışma modelinde yeterince olamamaktadır. Bu da özellikle işinde nispeten az tecrübeli kişilerde daha büyük kaygı yaratmaktadır.

 

Zaman yönetimi ve kendini yönetebilme becerisi konusunda neler önerirsiniz?

Birinci önerim kesinlikle iyi bir günlük planlama yapmaları olacaktır. Hatta bu planlarını yazılı hale getirir ve göz önünde tutarlarsa daha da yardımcı olacaktır. İkincisi zamanlarını nasıl değerlendirdiklerinin listesini tutup analiz etmeleri olabilir. Bu diyetisyenlerin hastalarından günlük tükettikleri gıdaların listesini tutmalarını istemelerine benzemektedir. Böylelikle büyük resmi daha net görebilir ve kendilerine çok daha uygun programlar yapabilirler. Ayrıca yapılacak işleri zorluk ve zaman alma durumuna göre listelemeleri ve daha küçük parçalara bölüp yapmaları faydalı olabilir.

Dinlenmeye de zaman ayırmak oldukça önemli. Koşturmak yerine her şeye gerektiği kadar zaman ayırmak, enerjinizi doğru şekilde bölmek ve mükemmeliyetçi bir bakış açısı ile kendinizi baskı altına sokmak yerine daha makul ve yeterince verimli bir program oluşturmak çok daha işlevsel olacaktır.

 

Özellikle çağrı merkezi çalışanları için önerileriniz neler olur?

  1. Özellikle bu dönem stres ve gerginliğin yüksek olduğunu, insanların yaşadıkları sorunlar üzerinden size patlayabileceğini kabul edin. “Kişisel almayın!”
  2. Çalışma dışındaki zamanlarınızda dilenmeye ve kendinizi tekrar şarj etmeye mutlaka vakit ayırın. “Kendinizi tüketmeyin!”
  3. Eğer bir çağrıda gerilim çok yükselmiş ise yapabilirseniz çağrıyı 2 dakika sessize alın ve nefes alın, karşınızdakinin öfke ve gerginliğinin çaresizlikten olduğunu aklınızda bulundurun. Kendinizi savunmaya çalışıp gerilimi yükseltmek yerine durumu çözme odaklı bakmaya çalışın. “Kendinizi gerilime sokmayın!”
  4. Mutlaka bir sosyal destek ağı oluşturun. Yaşadığınız sıkıntıları, olumlu olumsuz duygularınızı paylaşın. ”Kendinizi yalnız bırakmayın!”
  5. Yanıtladığınız çağrı sonrası gevşemeye vakit ayırın.

 

Pandemi sonrası yaşanan kaygı bozukluğuyla nasıl mücadele edilebilir?

Pandemi Sonrası tekrar bir adaptasyon sürecine ihtiyacımız olacağı aşikar. Şu an yaşadığımız durumun etkilerini bir süre üzerimizde taşıyacağız. Bu etkileri üzerimizden atmak için, yapmayı ertelediğimiz bize iyi gelen şeyleri yapmaya zaman ayırabilir, daha fazla anda kalarak anda kaygılanmamış gereken bir tehdit olmadığının farkındalığını daha sık kendimize hatırlatabilir, sevdiklerimizle duygularımızı daha fazla konuşabilir, kaygı verici haberler yerine olumlu gelişmelere odaklanabiliriz. Kendimize yüklenmek yerine daha fazla şefkat ve anlayış ile davranabiliriz. Pandemi sürecindeki kazanımlarımızı daha fazla hayata geçirebiliriz. En önemlisi, pandemi sonrası yeni bir normalleşme süreci olacağından bebek adımları ile ilerleyip, arada popomuzun üzerine oturmanın normal olduğunu kabul etmek olacaktır.